Ankara Antlaşmasının önündeki bütün sınırlamaların kaldırıldığı Avrupa Adalet Divanı’nın 20 Eylül 2007 tarihli Tüm ve Darı Kararı’nın üzerinden on yıldan fazla bir süre geçti. Bu on yıl içinde Veli Tüm ve Mehmet Darı’nın açtıkları kapıdan binlerce Türk vatandaşı geçti. Bazıları çoktan İngiltere vatandaşı oldular, binlercesi de beş yıllık süreçlerinin dolmasını bekliyorlar. Bu yazıda, meraklılarına Tüm ve Darı Kararı’nın hikayesini anlatmaya çalışacağız;

Ankara Antlaşması’nın 1963 yılında Türkiye ile Avrupa Birliği arasında imzalandığını herkes bilir. Ama Tüm ve Darı kararına o antlaşmanın 1970 yılında imzalanan Katma Protokol’ü yol açmıştı. O protokolün 41. Maddesi antlaşmaya imza koyan tarafların birbirlerinin vatandaşlarına uyguladıkları vize şartlarının o tarihten sonra zorlaştırılamayacağını karara bağlamıştı.
İngiltere 1973 yılının ilk günü itibarıyla Avrupa Birliği’ne üye olduğunda AB’nin üçüncü ülkelerle yapmış olduğu antlaşmaları da tanıdığını ve uygulayacağını taahhüt etmişti. Bunun anlamı, bu tarih itibarıyla Türk vatandaşlarına İngiltere’nin uyguladığı vize şartlarında herhangi bir zorlaştırmanın yapılamayacağı, ilave kısıtlamaların getirilemeyeceğiydi.

Gerçekten de 1994 yılına kadar İngiltere’nin Türk vatandaşlarına uygulanan vize şartlarında hatırı sayılır bir değişiklik olmadı. Ancak 1994 yılında İngiltere, göç mevzuatını değiştirdi. Bu çerçevede, Türk vatandaşlarının ülkeye girişi için de bu ülkede iş kurarak yerleşmesi için de uygulanan şartlar zorlaştırılmış oldu. Örneğin, iş kurmak için minimum 200.000 İngiliz Sterlini tutarında yatırım getirme ve B2 seviyesinde (altı seviyeli değerlendirmede dördüncü seviye) İngilizce sertifikası şartları bunlardandı. Bu şartlarda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının İngiltere’de iş kurarak yerleşmesi imkansıza yakın zorluktaydı. Ankara Antlaşmasının Türk vatandaşlarına 1994 öncesi şartlarıyla vize alma hakkı tanıdığını ilk defa Avrupa Topluluğu Adalet Divanı’nın (ATAD) 2000 tarihli Abdulnasır Savaş kararı tescil etmişti. Üç yıl sonra Abatay Şahin davasında da ATAD Türk vatandaşlarından yana karar verdi.

Gelelim Veli Tüm ve Mehmet Darı’nın davalarına…

Mehmet Darı 1998 yılında Fransa’dan deniz yoluyla İngiltere’ye kaçak olarak giriş yapmış ve iltica başvurusunda bulunmuştu. Veli Tüm de 2001 yılında Almanya’dan deniz yoluyla İngiltere’ye vizesiz olarak girmiş, o da iltica başvurusunda bulunmuştu. Her ikisi de 1971 tarihli göç yasası uyarınca haklarında nihai bir karar verilene kadar geçici olarak İngiltere’ye kabul edildiler. Ancak bu kabul onlara ne çalışma, ne de iş kurma hakkı tanıyordu. Ama Veli Tüm, Londra’da bir pizzacı dükkanı açmış, Mehmet Darı da bir temizlik şirketi kurmuştu bile.
İşleri de iyi gitmeye başlayınca ikili iltica başvurularının sonucunu beklemek yerine, işyerlerini yasal bir şekilde işletebilmek için işadamı vizesi başvurusunda bulundular. Ne var ki 12 Mayıs 2003 tarihli kararında Dışişleri Bakanlığı 1971 tarihli göç mevzuatını değil, onun 1994 yılındaki değiştirilmiş şeklini esas alarak başvurunun reddine karar verdi.

Tüm ve Darı, davayı Türkiye’deki bölgesel istinaf mahkemelerinin karşılığı olan High Court of Justice’e götürdü. Yüksek mahkeme, ikiliyi haklı bularak başvurunun değerlendirmeye alınmasına ve kararın İngiltere’nin birliğe üye olduğu 1973 yılında geçerlikte olan göç mevzuatına göre belirlenmesine karar verdi. Tabi bu karar, Home Office yani İçişleri Bakanlığınca, Türkiye’deki Yargıtay’ın karşılığı olan Court of Appeal’da temyiz edildi. Fakat bu mahkeme de yüksek mahkemenin kararını uygun buldu. Home Office yani İçişleri Bakanlığı bu defa İngiltere’de Anayasa Mahkemesi rolünü üstlenen Lordlar Kamarası’na başvurarak temyiz talebinde bulundu. Lordlar Kamarası da bu konunun netleştirilmesi için görüş istemek üzere Avrupa Toplulukları Adalet Divanı’na başvurdu.

İşte Türk vatandaşlarının İngiltere’de koşulsuz ve ön şartsız iş kurabilme, yerleşme ve vatandaşlığa giden yolu açan ve bu imkanları sağlayan Tüm ve Darı kararı, bu şekilde alındı. ATAD, daha önce İngiliz mahkemesinin verdiği kararı onayladığı gibi, Türk vatandaşlarının 1994 yılı itibarıyla belirlenen yeni göç yasasının ilave kısıtlamalarından muaf olduklarını da karara bağladı. Bundan sonra İngiltere’ye kaçak yolla girmiş dahi olsalar Türk vatandaşları Ankara Antlaşması Vizesinden yararlanabilecekti. İngiltere bir asgari sermaye şartı veya İngilizce seviyesi şartı koşamayacaktı.
ATAD’ın bu kararı, o dönemde Türkiye’de, bütün Türk vatandaşlarının, veya en azından Türk işadamlarının artık bütün AB ülkelerine vizesiz girebileceği şeklinde yorumlanmış ve heyecana yol açmıştı. Elbette bu yorum yanlıştı.

Tüm ve Darı Kararı, İngiltere’ye kaçak olarak girmiş dahi olsalar Türk vatandaşlarının bu ülkede yerleşmesini ve iş kurmasını sağlamıştı. Ama Türk vatandaşlarının İngiltere dışından bu vizeye başvurabilmeleri için iki yıl daha geçmesi gerekecekti.
7 Eylül 2009 tarihinde İngiltere hükümeti, ülkeye kaçak girişi teşvik ediyor görünen bu uygulamanın önünü tıkamak için Türk vatandaşlarının bu tarihten itibaren Türkiye’deki İngiltere temsilciliklerinden de başvuru yapabileceklerini duyurdu. Bu imkanı tanıma karşılığında, İngiltere’ye kaçak girmenin veya girmeye çalışmanın Ankara Antlaşması Vizesi başvurusunun reddi için bir sebep olarak algılanacağını da açıkladı.
Ankara Antlaşması Vizesi hakkı uzun ve yorucu bir mücadelenin sonunda elde edildi. Üstüne üstlük bu mücadeleyi sivil vatandaşlar verdiler. Bugünün kuşağına düşen bu antlaşmanın Türk vatandaşlarına sağladığı imkanlardan en iyi bir şekilde yararlanmak ve hem Türkiye’nin hem de İngiltere’nin ekonomik çıkarlarını korumak olmalıdır.

Dr. Fatih Akay

https://www.gov.uk/government/statistics/immigration-statistics-january-to-march-2016
https://www.gov.uk/government/statistics/immigration-statistics-april-to-june-2016
https://www.gov.uk/government/statistics/immigration-statistics-july-to-september-2016