Ankara Anlaşması Tam Metni

Belgeler

ankara_anlasmasi_imzalanirken

ANKARA ANLAŞMASI TAM METNİ

Türkiye ile AET’yi Gümrük Birliği’ne götürecek ve tam üyeliği sağlayacak olan Ortaklık Anlaşması (Ankara Anlaşması) 12 Eylül 1963 tarihinde imzalandı. Aşağıdaki metin Avrupa Birliği Genel Sekreterliği’nin sitesinden alınmıştır.

Bir yandan,
Türkiye Cumhurbaşkanı,

Öte yandan,
Majeste Belçika Kralı,
Federal Almanya Cumhurbaşkanı,
Fransa Cumhurbaşkanı,
İtalya Cumhurbaşkanı,
Altes Ruayal Lüksemburg Büyük Düşesi,
Majeste Hollanda Kraliçesi,
ve Avrupa Ekonomik Topluluğu Konseyi,

Türk halkı ile Avrupa Ekonomik Topluluğu içinde bir araya gelmiş halklar arasında gittikçe daha sıkı bağlar kurmaya AZİMLİ OLARAK;

Türkiye ve Avrupa Ekonomik Topluluğu’ndaki yaşama şartlarının, hızlandırılmış bir ekonomi ilerleyişi ve uyumlu bir alış veriş genişlemesi ile devamlı olarak iyileşmesini, böylece Türkiye ekonomisi ile Topluluk üyesi Devletlerin ekonomileri arasındaki arayı azaltmayı sağlamaya KARARLI OLARAK;

Türk ekonomisinin kalkınmasının ortaya koyduğu özel sorunları ve belli bir sürede Türkiye’ye bir ekonomik yardım yapılması gerekliliğini GÖZÖNÜNDE BULUNDURARAK;

Türk halkının yaşama seviyesini iyileştirme çabasına, Avrupa Ekonomik Topluluğu’nun getireceği desteğin, ileride Türkiye’nin Topluluğa katılmasını kolaylaştıracağını KABUL EDEREK;

Avrupa Ekonomik Topluluğunu kuran Antlaşma’nın esindiği ülküyü birlikte izliyerek, barış ve hürriyet güvencesini pekleştirmeye AZMEDEREK;

Avrupa Ekonomik Topluluğu’nu kuran Antlaşma’nın 238. maddesi uyarınca Türkiye ile Avrupa Ekonomik Topluluğu arasında ortaklık yaratan bir anlaşma aktini KARARLAŞTIRMIŞLAR ve bunun için

TÜRKİYE CUMHURBAŞKANI:

Dışişleri Bakanı Bay Feridun Cemal ERKİN’i

MAJESTE BELÇİKA KRALI:
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Bay Paul Henri SPAAK’ı
FEDERAL ALMANYA CUMHURBAŞKANI
Dışişleri Bakanı Bay Gerhard SCHROEDER’i
FRANSA CUMHURBAŞKANI:
Dışişleri Bakanı Bay Maurce COUVE de MURVILLE’i
İTALYA CUMHURBAŞKANI:
Hazine Bakanı Bay Emilio COLOUMBO’yu
ALTES RUAYAL LÜKSEMBURG BÜYÜK DÜŞESİ:
Hükümet Başkan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Bay Eugène SCHAUS’u
MAJESTE HOLANDA KRALİÇESİ:
Dışişleri Bakanı Bay Joseph M. A. H. LUNS’u ve
AVRUPA EKONOMİK TOPLULUĞU KONSEYİ:
Avrupa Ekonomik Topluluğu Konseyinin şimdiki Başkanı ve Hollanda Dışişleri Bakanı Bay Joseph M. A. H. LUNS’u

tam yetki ile atamışlardır. Adları geçenler, yetki belgelerinin karşılıklı olarak verilmesinden ve bunların usul ve şekil bakımından uygunluklarının anlaşılmasından sonra, aşağıdaki hükümler üzerinde uyuşmuşlardır;

KISIM: I

İlkeler

Madde – 1.

Bu Antlaşma ile Türkiye ile Avrupa Ekonomik Topluluğu arasında bir Ortaklık kurulmuştur.

Madde – 2.

1. Anlaşma’nın amacı, Türkiye ekonomisinin hızlandırılmış kalkınmasını ve Türk halkının çalıştırılma seviyesinin ve yaşama şartlarının yükseltilmesini sağlama gereğini tümü ile gözönünde bulundurarak, Taraflar arasındaki ticari ve ekonomik ilişkileri aralıksız ve dengeli olarak güçlendirmeyi teşvik etmektir.

2. Yukarıdaki fıkrada belirtilen amaçların gerçekleştirilmesi için 3, 4 ve 5. maddelerde gösterilen şartlara ve usullere göre bir gümrük birliğinin gittikçe gelişen şekilde kurulması öngörülmüştür.

3. Ortaklığın:

a) Bir hazırlık dönemi,

b) Bir geçiş dönemi,

c) Bir son dönemi,

vardır.

Madde – 3.

1. Hazırlık döneminde Türkiye, geçiş dönemi ve son dönem boyunca kendisine düşecek yükümlülükleri üstlenebilmek için, Topluluğun yardımı ile ekonomisini güçlendirir.

Bu hazırlık dönemine ve özellikle Topluluğun yardımına ilişkin uygulama usulleri, Anlaşma’ya ekli Geçici Protokol ile Mali Protokol’de belirtilmiştir.

2. Hazırlık döneminin süresi, Geçici Protokol’de öngörülen usullere uygun uzatma dışında, beş yıldır.

Geçiş dönemine, Geçici Protokol’ün 1. maddesinde öngörülen şartlara ve usullere uyularak geçilir.

Madde – 4.

1. Geçiş döneminde Akit Taraflar, karşılıklı ve dengeli yükümlülükler esası üzerinden:

– Türkiye ile Topluluk arasında bir gümrük birliğinin gittikçe gelişen şekilde yerleşmesini,

– Ortaklığın iyi işlemesini sağlamak için Türkiye’nin ekonomik politikalarının Topluluğunkilere yaklaştırılmasını, bunun için de gerekli ortak eylemlerin geliştirilmesini sağlar.

2. Bu dönemin süresi, birlikte öngörülebilecek istisnalar saklı kalmak üzere, on iki yılı geçemez. Bu istisnalar, gümrük birliğinin makûl bir süre içinde kurulup tamamlanmasına engel olamaz.

Madde – 5.

Son dönem gümrük birliğinin dayanak ve Akit Tarafların ekonomi politikaları arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesini gerektirir.

Madde – 6.

Ortaklık rejiminin uygulanmasını ve gittikçe gelişmesini sağlamak için Akit Taraflar, Anlaşma ile verilen görevlerin sınırları içinde eylemde bulunan bir Ortaklık Konseyi’nde toplanırlar.

Madde – 7.

Akit Taraflar, bu Anlaşma’dan doğan yükümlülüklerin yerine getirilmesini sağlayıcı her türlü genel ve özel tedbirleri alırlar.

Taraflar, Anlaşma hedeflerinin gerçekleştirilmesini tehlikeye düşürülebilecek her türlü tedbirden sakınırlar.

KISIM: II

Geçiş döneminin uygulanmaya konması

Madde – 8.

4. maddede anılan amaçların gerçekleşmesi için Ortaklık Konseyi, geçiş döneminin başlamasından önce ve Geçici Protokolün 1. maddesinde öngörülen usule göre, Topluluğu kuran Antlaşma’nın kavradığı ve gözönünde bulundurulması gereken alanlarla, özellikle bu kısımda gözetilenlere mahsus hükümlerin uygulama şartlarını, usullerini, sıra ve sürelerini yararlı görülecek her türlü korunma kurallarını tespit eder.

Madde – 9.

Akit Taraflar, Anlaşma’nın uygulanma alanında, 8. maddenin uygulanması ile ilgili olarak ortaya konabilecek özel hükümler saklı kalmak üzere, uyrukluk dolayısıyla uygulanan her türlü ayrımın, Topluluğu kuran Anlaşmanın 7. maddesinde anılan ilke uyarınca yasak olduğunu kabul ederler.

BÖLÜM: 1.

Gümrük Birliği

Madde – 10.

1. Anlaşma’nın 2. maddesinin 2. fıkrasında öngörülen gümrük birliği, mal alış verişlerinin tümünü kavrar

2. Gümrük Birliği

– Topluluk üyesi Devletlerle Türkiye arasında, ithalâtta olduğu gibi ihracatta gümrük vergileri ve eşit etkili resimlerin ve miktar kısıtlamalarının, milli üretime, Anlaşmanın hedeflerine aykırı bir koruma sağlamayı gözeten eşit etkili başka her türlü tedbirin yasaklanmasını

– Türkiye’nin üçüncü memleketlerle ilişkilerinde Topluluğun Ortak Gümrük Tarifesi’nin kabulünü ve Toplulukça dış ticaret konusunda uygulanan sair mevzuata yaklaşmayı kapsar

BÖLÜM: 2

Tarım

Madde – 11

1. Ortaklık rejimi, Topluluğun ortak tarım politikasını gözönünde bulunduran özel usullere göre, tarımı ve tarım ürünleri alış verişini de kavrar

2. Tarım ürününden, Topluluğu kuran Antlaşma’nın II. Ekinin konusu olan ve sözü edilen Antlaşma’nın 38. maddesinin 3. fıkrası hükümlerinin uygulanması ile halen tamamlanmış bulunan listede sayılı ürünler anlaşılır

BÖLÜM: 3.

Ekonomik nitelikteki sair hükümle

Madde – 12

Akit Taraflar, aralarında serbest işçi akımını kademeli olarak gerçekleştirmek için, Topluluğu kuran Antlaşma’nın 48, 49 ve 50. maddelerinden esinlenmekte uyuşmuşlardır.

Madde – 13.

Akit Taraflar, yerleşme serbestliği kısıtlamalarını aralarında kaldırmak için, Topluluğu kuran Antlaşma’nın 52 ilâ 56. (Dahil) maddeleri ile 58. maddesinden esinlenmekte uyuşmuşlardır.

Madde – 14.

Akit Taraflar, hizmet edimi serbestliği kısıtlamalarını aralarında kaldırmak için, Topluluğu kuran Antlaşma’nın 55, 56 ve 58 ilâ 65. (Dahil) maddelerinden esinlenmekte uyuşmuşlardır.

Madde – 15.

Topluluğu kuran Antlaşma’nın ulaştırma ile ilgili hükümlerinin ve bunların uygulanması dolayısıyla girişilmiş olan tasarrufların Türkiye’ye teşmili şartları ve usulleri, Türkiye’nin coğrafya durumu gözönünde bulundurularak düzenlenir.

Madde – 16.

Akit Taraflar, Topluluğu kuran Antlaşma’nın üçüncü büyük bölümünün 1. kısmında yer alan rekabet, vergileme ve mevzuatın yaklaştırılması ile ilgili hükümlerde anılan ilkelerin, ortaklık ilişkilerinde uygulanması gerektiğini kabul ederler.

Madde – 17.

Anlaşma’ya Taraf olan her Devlet, ekonomisine, fiyat seviyesi kararlılığı içinde devamlı ve dengeli bir genişleme sağlarken, genel ödeme bilançosuna denge sağlamak ve parasına olan güveni devam ettirmek için gerekli ekonomi politikasını uygular.

Taraf Devlet, bu hedeflere ulaşmak için konjonktür politikası ve özellikle mali politika ve para politikası uygular.

Madde – 18.

Anlaşma’ya Taraf olan her Devlet, kambiyo kurları konusunda Ortaklık amaçlarının gerçekleştirilmesini sağlamaya elverişli bir politika uygular.

Madde – 19.

Türkiye ve Topluluk üyesi Devletler, Anlaşma’nın uygulanmasında mal, hizmet, sermaye ve kişi akımının aralarında serbestleştirildiği ölçüde, mal, hizmet ve sermaye alış verişlerine ilişkin ödeme veya transferlerle ücret ve sermaye transferlerinin, alacaklının veya faydalananların ikamet ettikleri memleket parasıyla yapılmasına müsaade ederler.

Madde – 20.

Akit Taraflar, Anlaşma amaçlarının gerçekleştirilmesine yarayan Türkiye ile Topluluk üyesi Devletler arasındaki sermaye hareketlerini kolaylaştırmak için aralarında danışırlar.

Akit Taraflar, Topluluk memleketlerinden gelen ve Türk ekonomisinin kalkınmasına yardımı olabilecek sermayelerin Türkiye’de yatırımını teşvik eden her çeşit aracı araştırmaya çabalarlar.

Her üye Devlet ülkesinde ikamet edenler, Türkiye’nin başka bir üye Devlete veya üçüncü bir memlekete tanıdığı bütün kolaylıklardan, özellikle yabancı sermaye eylemi ile ilgili kambiyo ve vergi konularındaki kolaylıklardan yararlanırlar.

Madde – 21.

Akit Taraflar, üçüncü memleketlerin ileride Topluluğa katılmaları veya ortak olmaları halleri de dahil olmak üzere, üçüncü memleketler karşısındaki ticaret politikalarının koordinasyonunu ve bu alandaki karşılıklı çıkarlarının korunmasını sağlamaya elverişli bir danışma usulünü hazırlama konusunda uyuşmuşlardır.

KISIM: III

Genel ve son hükümler

Madde – 22.

1. Anlaşma ile belirtilen amaçların gerçekleştirilmesi için, Anlaşma’nın öngördüğü hallerde Ortaklık Konseyi’nin karar yetkisi vardır. İki taraftan her biri, verilmiş kararların yerine getirilmesinin gerektirdiği tedbirleri almakla yükümlüdür. Ortaklık Konseyi yararlı tavsiyelerde de bulunabilir.

2. Ortaklık Konseyi, Anlaşma’nın hedeflerini gözönünde tutarak, ortaklık rejimi sonuçlarını belli aralıklarla inceler. Bununla beraber, hazırlık dönemi boyunca bu incelemeler bir görüş teatisi sınırları içinde kalır.

3. Geçiş döneminin başlaması ile, ortaklık rejiminin gerçekleşmesi yolunda, Anlaşma amaçlarından birine ulaşmak için, Akit Taraflar’ın bir ortak davranışı gerekli görüldüğü takdirde, Anlaşma bunun için gerekli davranış yetkisini öngörmese bile, Ortaklık Konseyi uygun kararları alır.

Madde – 23.

Ortaklık Konseyi’ni, bir yandan Türkiye Hükümeti’nden üyeler, öte yandan, Topluluk üyesi Devletler Hükümetleri’nden, Konseyi’nden ve Komisyonu’ndan üyeler meydana getirir.

Ortaklık Konseyi üyeleri, İçtüzüğün öngördüğü şartlarla kendilerini temsil ettirebilirler.

Ortaklık Konseyi, kararlarını oy birliği ile alır.

Madde – 24.

Ortaklık Konseyi başkanlığı, altışar aylık süreler için Türkiye ile Topluluk temsilcilerinden biri tarafından, sıra ile yapılır. İlk başkanlık süresi Ortaklık Konseyi kararı ile kısaltılabilir.

Ortaklık Konseyi İçtüzüğünü yapar.

Ortaklık Konseyi, görevlerinde kendisine yardım edebilecek her komiteyi ve özellikle Anlaşma’nın iyi yürütülmesi için gerekli işbirliği devamlılığını sağlayacak bir komite kurmaya karar verebilir.

Ortaklık Konseyi bu komitelerin görev ve yetkilerini belirtir.

Madde – 25.

1. Her Akit Taraf, Anlaşma’nın uygulama ve yorumu ile ilgili ve Türkiye’yi veya Topluluğu, Topluluk üyesi bir Devleti ilgilendiren her anlaşmazlığı Ortaklık Konseyine getirebilir.

2. Ortaklık Konseyi Anlaşmazlığı karar yolu ile çözebilir; keza, anlaşmazlığı Avrupa Toplulukları Adalet Divanı’na ve mevcut herhangi bir başka yargı merciine götürmeyi kararlaştırabilir.

3. Taraflardan her biri, kararın veya hükmün yerine getirilmesinin gerektirdiği tedbirleri almakla yükümlüdür.

4. Anlaşmazlık, işbu maddenin 2. fıkrasına göre çözülememiş ise, Akit Taraflar’ın geçiş dönemi ve son dönemde başvurabilecekleri tahkim ve sair yargı usulü yollarını, Anlaşma’nın 8. maddesi uyarınca Ortaklık Konseyi düzenler.

Madde – 26.

Anlaşma’nın hükümleri, Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’nun yetki alanına giren maddelere uygulanmaz.

Madde – 27.

Ortaklık Konseyi, bir yandan Avrupa Parlamenter Asamblesi, Topluluğun Ekonomik ve Sosyal Komitesi ve öteki organları ile, öte yandan, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Türkiye’nin yukarıdaki maddeleri karşılayan organları arasında işbirliğini ve temasları kolaylaştırmak için her türlü yararlı tedbiri alır.

Bununla beraber, hazırlık dönemi süresince, bu temaslar, yalnız Avrupa Parlamenter Asamblesi ile Türkiye Büyük Millet Meclisi arasındaki ilişkilerle sınırlanır.

Madde – 28.

Anlaşma’nın işleyişi, Topluluğu kuran Antlaşma’dan doğan yükümlerin tümünün Türkiye’ce üstlenebileceğini gösterdiğinde, Akit Taraflar, Türkiye’nin Topluluğa katılması olanağını incelerler.

Madde – 29.

1. Anlaşma bir yandan Türkiye Cumhuriyeti ülkesinde, öte yandan Belçika Krallığı, Federal Almanya Cumhuriyeti, Fransa Cumhuriyeti, İtalya Cumhuriyeti, Lüksemburg Büyük Dükalığı ve Hollanda Krallığının ülkelerinde uygulanır.

2. Genel Anlaşma, Topluluğu kuran Antlaşma’nın 227. maddesinin 2. fıkrasının 1. bendinde gözetilenleri karşılayan alanlar bakımından Fransız denizaşırı illerine de uygulanır.

Anlaşma’nın başka alanlarla ilgili hükümlerinin, sözü geçen illerde uygulanma şartları, Akit Taraflar arasında ileride varılacak anlaşma ile belirlenir.

Madde – 30.

Akit Taraflarca Anlaşma’ya eklenmesi uygun bulunan protokoller, Anlaşma’nın ayrılmaz parçalarıdır.

Madde – 31.

Anlaşma, imza eden Devletlerin kendi anayasa usullerine uyularak onaylanır; Topluluk yönünden Konseyce, Topluluğu kuran Antlaşma hükümleri uyarınca bir karar alınması ve bunun Akit Taraflar’a tebliği ile, geçerli olarak aktedilmiş olur.

Yukarıdaki fıkrada anılan akdin tasdik ve tebliğ belgeleri Brüksel’de karşılıklı olarak verilir.

Madde – 32.

Anlaşma, 31. maddede sözü geçen tasdik belgelerinin karşılıklı olarak verilmesi tarihini kovalayan ikinci ayın ilk günü yürürlüğe girer.

Madde – 33.

İşbu Anlaşma, her metin eşitlikle geçerli olmak üzere, Türk, Alman, Fransız, İtalyan ve Hollanda dilleri ile ikişer nüsha olarak yazılmıştır.

PROTOKOL NO. 1

GEÇİCİ PROTOKOL

Akit Taraflar,

Türk ekonomisi için, özellikle hazırlık döneminde, tütün, kuru üzüm, kuru incir ve fındık ihracatının önemine inanarak,

Ortaklık Anlaşmasının 3. maddesinde öngörülen Geçici Protokolü tesbit etmek isteğiyle,

Aşağıdaki hükümler üzerine uyuşmuşlardır:

Madde – 1.

1. Anlaşma’nın yürürlüğe girmesinden dört yıl sonra, Ortaklık Konseyi, Türkiye’nin ekonomik durumunu gözönünde bulundurarak, Anlaşmanın 4. maddesinde gözetilen geçiş döneminin gerçekleşme şartları, usulleri, sıra ve süreleri ile ilgili hükümlerin, bir Katma Protokol ile tespit edip edemeyeceğini inceler.

Katma Protokol Akit Taraflar’ca imzalanacak ve her birinde uyulması gereken anayasa usullerinin tamamlanmasından sonra yürürlüğe girecektir.

2. Beşinci yılın sonunda Katma Protokol tespit edilememiş ise, Ortaklık Konseyi’nde kararlaştırılarak ve 3 yılı geçmeyecek bir süreden sonra 1. fıkrada öngörülen usule yeniden başvurulur.

3. Bu protokol hükümleri, Katma Protokol yürürlüğe girinceye ve en geç onuncu yılın sonuna değin uygulanır.

Bununla beraber, Katma Protokol tespit edilmiş, fakat onuncu yıl sonunda yürürlüğe girememiş ise, Geçici Protokol en çok bir yıllık bir süre için uzatılır.

Not – 1.9.1971 tarihine kadar geçerli olan işbu Geçici Protokol yerine, 1.9.1971-31.12.1972 devresinde 7/2905 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile tasdik edilen Geçici Anlaşma kaim olmuş ve 1.1.1973 tarihinden itibaren de Katma Protokol yürürlüğe girmiştir.

Katma Protokol dokuzuncu yılın sonunda tespit edilemediği takdirde, Ortaklık Konseyi, hazırlık döneminin onuncu yılının bitiminden sonra uygulanacak rejimi kararlaştırır.

Madde – 2.

İşbu Protokolün yürürlüğe girişi ile birlikte Topluluk Üyesi Devletler, Türkiye kaynaklı ve Türkiye çıkışlı ithalatları için aşağıdaki yıllık tarife kontenjanlarını açarlar:

a) 24.01 – Ham ve mamul olmayan tütün: Tütün döküntülüri

Belç. – Lüks. Eko. Birl. 1.250 ton

Federal Almanya Cumhuriyeti 6.600 ton

Fransa 2.550 ton

İtalya 1.500 ton

Hollanda 600 ton

Bu tarife kontenjanlarının sınırı içinde her üye Devlet, Toplulukça 9 Temmuz 1961 tarihinde imzalanan Ortaklık Anlaşması çerçevesinde aynı ürünler ithalatına uyguladığına eşit bir gümrük vergisi uygular.

b) 08.04 – Yalnız kuru üzüm (İçinde 15 Kg. veya daha az mal bulunan ambalajlarla)

Belç. – Lüks. Eko. Birl. 3.250 ton

Federal Almanya Cumhuriyeti 9.750 ton

Fransa 2.800 ton

İtalya 7.700 ton

Hollanda 6.500 ton

Bu tarife kontenjanlarının sınırı içinde her üye Devlet, Toplulukça 9 Temmuz 1961 tarihinde imzalanan Ortaklık Anlaşması çerçevesinde aynı ürünler ithalatına uyguladığına eşit bir gümrük vergisi uygular.

c) 8.03 – Yalnız kuru incir (İçinde 15 Kg. veya daha az mal bulunan ambalajlarla)

Belç. – Lüks. Eko. Birl. 840 ton

Federal Almanya Cumhuriyeti 5.000 ton

Fransa 7.000 ton

Hollanda 160 ton

Bu tarife kontenjanları çerçevesinde Topluluk üyesi her Devlet, milli gümrük vergilerinin kuru incir için Ortak Gümrük Tarifesi’nde son yaklaşma anına kadar, Topluluğu kuran Antlaşma’nın 14. maddesinin 1. fıkrası anlamındaki esas vergiden, Topluluk üyesi Devletlerin kendi aralarında yaptıkları indirimlerin yarısının düşülmesi ile elde edilene eşit bir gümrük vergisi uygular.

Geçici Protokol hükümleri, Topluluk üyesi Devletler milli gümrük vergilerinin kuru incir Ortak Gümrük Tarifesine son yaklaşma anında yürürlükte bulunuyorsa, Topluluk, 3. madde hükümlerini gözönünde bulundurarak, yukarıdaki bent gereğince Türkiye’ye sağlananlara eşit ticari faydaların saklı tutulması için gerekli tarife tedbirlerini alır.

d) 08.05 – Dış ve iç kabukları çıkarılmış olanlar da dahil olmak üzere yaş veya kuru sert kabuklu meyvalar: Yalnız fındık

Belç. – Lüks. Eko. Birl. 540 ton

Federal Almanya Cumhuriyeti 14.500 ton

Fransa 1.250 ton

Hollanda 710 ton

Bu tarife kontenjanları çerçevesinde Topluluk Üyesi her Devlet %2,5 ad valorem gümrük vergisi uygular.

Bunun dışında, Topluluk Üyesi Devletler, Anlaşma’nın yürürlüğe girmesi ile birlikte bu ürün için, Topluluk içi gümrük vergilerinin tamamen kaldırılmasını ve Ortak Gümrük Tarifesi’nin tüm olarak uygulanmasını gerçekleştirirler.

Madde – 3.

2. maddede gösterilen ürünler için, Topluluk Üyesi Devletler milli gümrük vergilerinin Ortak Gümrük Tarifesi’ne son yaklaşmasından itibaren, Topluluk her yıl, Türkiye yararına o tarihte açılmış milli tarife kontenjanlarının tutarına eşit hacimde tarife kontenjanları açar. Bu usul Ortaklık Konseyi’nce ertesi takvim yılı için, 4. madde gereğince alınan kararlara zarar vermeksizin uygulanır.

Bununla beraber, fındık bakımından bu usul, ancak Topluluk Üyesi Devletler’in milli gümrük vergilerinin öteki üç ürünün tümü ile Ortak Gümrük Tarifesi’ne uyumu anında uygulanır.

Madde – 4.

Anlaşma’nın yürürlüğe girişini kovalayan ikinci yıldan başlayarak, Ortaklık Konseyi 2 ve 3. maddelerde gösterilen tarife kontenjanlarının hacmini artırmayı kararlaştırabilir. Ortaklık Konseyi’nin aksine kararı olmadıkça, bu artırmalar iktisap edilmiş olur. Her artırma, ancak ertesi takvim yılından başlayarak uygulanır.

Madde – 5.

Anlaşma’nın yürürlüğe girişi, takvim yılı başına rastlamaz ise, Topluluk Üyesi Devletler, Anlaşma’nın yürürlüğe girişinden, ertesi takvim yılının başına kadar ki süre için, bu sürenin beher ayı hesabıyla, 2. maddede anılan miktarların onikide birini karşılayan hacimde tarife kontenjanları açarlar.

Bununla beraber, Ortaklık Konseyi, Anlaşma yürürlüğe girer girmez, sözü geçen ürünler ihracatının mevsimlik niteliğini gözönünde tutarak, yukarıdaki bendin uygulanması ile elde edilen tarife kontenjanları hacimlerinin artırılmasını kararlaştırabilir.

Madde – 6.

Anlaşma’nın yürürlüğe girmesinden itibaren üçüncü yılın bitiminde Ortaklık Konseyi, 2. maddede gösterilenlerden başka ürünlerin Topluluk pazarında sürümünü teşvike elverişli tedbirleri kararlaştırabilir

Madde – 7.

Tütün, fındık veya kuru incir için ortak tarım politikasının uygulanmaya konması ile birlikte, Topluluk, işbu Protokol gereğince Türkiye’ye sağlananlara eşit ihracat imkanlarını saklı tutmak üzere, bu ortak tarım politikası için öngörülen rejimi gözönünde bulundurarak, gerekebilecek tedbirleri alır.

Madde – 8.

İşbu Protokol’ün 2. maddesinde gösterilen ürünler için Toplulukça tarife kontenjanları açılması halinde, bu tarife kontenjanları çerçevesinde uygulanacak gümrük vergileri seviyesi bakımından, Türkiye’ye anlaşmaya taraf olmayan bir memleketten daha az elverişli bir işlem yapılamaz.

Madde – 9.

Türkiye, Topluluk Üyesi Devletlerden birine veya bir kaçına tanıdığı en elverişli işlemi üye Devletlerin hepsine teşmile gayret eder.

Madde – 10.

Her Akit Taraf, hazırlık dönemi ile birlikte, yerleşme hakkı, hizmet edimi, ulaştırma ve rekabetle ilgili her çeşit güçlükleri Ortaklık Konseyi’ne getirebilir. Ortaklık Konseyi gerekirse, bu güçlükleri gidermek için, Akit Taraflar’a her türlü yararlı tavsiyelerde bulunabilir.

Madde – 11.

İşbu Protokol Anlaşma’ya eklenmiştir.

PROTOKOL NO. 2

MALİ PROTOKOL

Akit Taraflar,

Ortaklık Anlaşması amaçlarının izlenmesini kolaylaştırmak için Türk ekonomisinin hızlandırılmış bir şekilde kalkınmasına faydalı olmak KAYGISIYLA,

aşağıdaki hükümler üzerinde UYUŞMUŞLARDIR:

Madde – 1.

Türk ekonomisinin verimliliğini artırmaya yardımcı, Anlaşma’nın amaçlarının gerçekleştirilmesine faydalı olan ve Türk kalkınma planı çerçevesinde yer alan yatırım projeleri için finansman işlemleri, Türk Devleti ile Türk teşebbüsleri tarafından, Avrupa Yatırımlar Bankası’na sunulabilir. Banka, bunların tabi tutulacağı işlemden müracaat sahiplerine bilgi verir.

Madde – 2.

Olumlu bir sonuca bağlanan istemler ödünçler vasıtasıyla finanse edilir. Bu ödünçlerin tutarı 175 milyon hesap birimine erişebilir ve Anlaşma’nın yürürlüğe girişini kovalayan beş yıl içinde bağlanabilir.

Madde – 3.

Finansman istemleri, Türk teşebbüslerinden geldiği zaman, ancak Türk Hükümeti’nin oluru ile olumlu sonuca bağlanabilir.

Madde – 4.

1 – Ödünçler, finansmanına ayrıldıkları projelerin ekonomik özelliklerine göre verilir.

2 – Özellikle kârlılığı uzun vadeli veya yazılı yatırımlara ilişkin ödünçler, indirilmiş faiz haddi, uzatılmış ödeme süresi, ödemesiz dönem gibi özel şartlar ve gereği halinde, bu ödünçlerin Türkiye tarafından ödenmesini kolaylaştırabilecek başka özel ödeme şartları ile donatılabilir.

3 – Bir ödünç, Türk Devleti’nin dışında bir teşebbüs veya topluluğa verildiği zaman, Türk Devleti’nin garantisine bağlanır.

Madde – 5.

1. Banka, bu ödünçlerin verilmesini, ihale veya teklif almalar düzenlenmesine bağlayabilir. Bu ihale veya teklif almalara katılma, Türkiye ve Topluluk Üyesi Devletler uyruklu her gerçek veya tüzel kişiye eşit rekabet şartları ile açıktır.

2. Ödünçler, kabul edilen yatırım projelerinin gerçekleşmesi için gerekli ithalat giderleri kadar iç giderlerin karşılanmasında da kullanılabilir.

3. Banka, fonların en rasyonel şekilde ve Anlaşma hedeflerine uygun olarak kullanılmasını gözetir.

Madde – 6.

Türkiye, bu ödünçlerden faydalanan borçluların, ödünçlerin ana para ve faizlerinin ödenmesinin gerektirdiği dövizleri edinmelerine imkan vermekle yükümlüdür.

Madde – 7.

Bazı projelerin gerçekleştirilmesi için bu Protokol çerçevesinde yapılacak yardım, özellikle üçüncü devletler, milletlerarası mali kuruluşlar veya Türkiye ya da Topluluk Üyesi Devletler kalkınma ve kredi müesseseleri ve resmi makamlarının dahil olacakları finansmanlara katılma şeklinde olabilir.

Madde – 8.

Anlaşma’da ve bu Protokol’de gösterilen şartlarla Türkiye’nin ekonomik ve sosyal kalkınmasına getirilen yardım, Türk Devletininkini tamamlayıcı bir çaba teşkil eder.

Madde – 9.

İşbu Protokol Anlaşma’ya eklenmiştir.

SON SENET

Bir yandan,
Türkiye Cumhurbaşkanı’nın ve

Öte yandan,
Majeste Belçika Kralının,
Federal Almanya Cumhurbaşkanı’nın,
Fransa Cumhurbaşkanı’nın,
İtalya Cumhurbaşkanı’nın
Altes Ruayal Lüksemburg Büyük Düşesi’nin,
Majeste Hollanda Kraliçesi’nin
ve Avrupa Ekonomik Topluluğu Konseyi’nin

Türkiye ile Avrupa Ekonomik Topluluğu arasında bir Ortaklık yaratan Anlaşma’nın imzası için

Ankara’da 12 Eylül 1963 gününde toplanan tam yetkili temsilcileri aşağıdaki metinleri tespit etmişlerdir:

Türkiye ile Avrupa Ekonomik Topluluğu arasında bir Ortaklık yaratan ANLAŞMA ile aşağıda sayılan protokolleri:

Protokol no. 1: Geçici Protokol

Protokol no. 2: Mali Protokol

Tam yetkili temsilciler bundan başka,

Aşağıda sayılan ve işbu Senede ekli,

1. Geçici Protokol’ün 2. maddesi ile ilgili olarak kuru üzüme ilişkin niyet bildirisini;

2. Mali Protokol’ün 2. maddesinde sözü geçen hesap biriminin değerine ilişkin yorum bildirisini;

3. Ortaklık Anlaşmasında geçen “Akit Taraflar” deyiminin yorumu ile ilgili bildiriyi kabul etmişler;

Ve Federal Almanya Cumhuriyeti Hükümeti’nin aşağıda sayılan ve işbu Senede ekli bulunan bildirilerini not etmişlerdir:

1. Alman uyrukluların tanımı ile ilgili bildiri;

2. Anlaşma’nın Berlin’e uygulanmasına ilişkin bildiri.

Tam yetkili temsilciler işbu Senede ekli bildirilerin icabında Türkiye ile Avrupa Ekonomik Topluluğu arasında bir Ortaklık yaratan Anlaşma ile aynı şartlarda geçerliklerinin sağlanması için gerekli usullere tabi tutulacağı hususunda uyuşmuşlardır.

BUNUN BELGESİ OLARAK, aşağıda adları yazılı tam yetkili temsilciler işbu son Senedin altına imzalarını atmışlardır.

Ankara’da 12 Eylül 1963 gününde yapılmıştır.

Türkiye Cumhurbaşkanı adına:
Feridun Cemal ERKİN

Majeste Belçika Kralı adına:
Paul Henri SPAAK

Federal Almanya Cumhurbaşkanı adına:
Gerhard SCHROEDER

Fransa Cumhurbaşkanı adına:
Maurice COVUE de MURVİLLE

İtalya Cumhurbaşkanı adına:
Emillo COLOMBO

Altes Ruayal Lüksemburg Büyük Düşesi adına:
Eugène SCHAUS

Majeste Hollanda Kraliçesi adına:
Joseph M. A. H. LUNS

Avrupa Ekonomik Topluluğu Konseyi adına:
Joseph M. A. H. LUNS

Avrupa Ekonomik Topluluğu’nu kuran Antlaşma’da gereken usullerin yerine getirildiğinin, özellikle Avrupa Parlamenter Asamblesi’ne danışıldığının Öteki Akit Tarafa bildirilmesinden sonra ancak Topluluğu kesin olarak bağlayacağı ihtiyat kaydı ile

GEÇİCİ PROTOKOL’ÜN 2. MADDESİ İLE İLGİLİ OLARAK KURU ÜZÜME İLİŞKİN NİYET BİLDİRİSİ

Topluluk, kuru üzüm için ortak bir pazar örgütü kurmayı tasarlamadığını bildirir.

MALİ PROTOKOL’ÜN 2. MADDESİNDE SÖZÜ GEÇEN HESAP BİRİMİNİN DEĞERİNE İLİŞKİN YORUM BİLDİRİSİ

Akit Taraflar aşağıdaki hususları bildirirler:

1. Mali Protokol’ün 2. maddesinde öngörülen tutarın açıklanmasında kullanılan hesap biriminin değeri 0.88 867 088 gram saf altındır.

2. 1. fıkrada tanımlanan hesap birimi bakımından Topluluk üyesi bir devletin para paritesi, bir hesap biriminin içindeki saf altının ağırlığı ile Milletlerarası Para Fonu’na bu para için bildirilmiş olan pariteye tekabül eden saf altın ağırlığı arasındaki orandır. Bildirilmiş bir paritesi yoksa veya cari işlemlerde Para Fonu’nun müsaade ettiği sınırın dışında pariteden uzaklaşan kur uygulaması varsa, paranın paritesine tekabül eden altın; dolaylı veya dolaysız olarak tamamlanmış ve altına çevrilebilen bir paranın Fon’a bildirilmiş paritesi esası ile, hesap gününde Üye Devlet’e, cari ödemeler için sözü edilen altına çevrilebilir paraya uygulanmakta olan kambiyo rayicine göre hesaplanır.

3. Yukarıdaki 1. fıkrada belirtilen hesap birimi Mali Protokol’ün uygulama süresince değişmeyecektir. Bununla beraber, uygulama süresinin bitiminden önce Milletlerarası Para Fonu’nca, Statülerinin 7. Kısmının 4. maddesi gereğince bütün paraların seyyanen altına olan paritelerinin aynı oranda değişmesi kararlaştırılırsa, hesap biriminin saf altın ağırlığı bu ayarlamanın ters fonksiyonuna göre değiştirilecektir.

Topluluk Üyesi Devletler’den birinin veya bir kaçının, Milletlerarası Para Fonu’nun yukarıdaki bendde öngörülen kararını uygulamaması halinde hesap biriminin saf altın ağırlığı, Milletlerarası Para Fonu’nca kararlaştırılmış ayarlamanın ters fonksiyonuna göre değiştirilecektir. Ancak, Avrupa Ekonomik Topluluğu Konseyi böylece ortaya çıkan durumu inceleyecek ve Komisyonun önermesi üzerine ve Para Komitesi’nin görüşü alınarak gerekli tedbirleri mevsuf çoğunlukla kararlaştıracaktır.

ORTAKLIK ANLAŞMASI’NDA GEÇEN “Akit Taraflar”

DEYİMİNİN YORUMU İLE İLGİLİ BİLDİRİ

Akit Taraflar, Ortaklık Anlaşması’nın, metinde geçen “Akit Taraflar” deyimine, bir yandan Türkiye Cumhuriyeti, öte yandan, Topluluk ile Üye Devletler veya sadece, ya Üye Devletler ya da Topluluk anlamı verilmek suretiyle, yorumlanması hususunda anlaşmışlardır. Bu deyime her defasında verilecek anlam, Anlaşmanın bunları karşılayan hükümlerinden çıkarılacaktır. Bazı hallerde “Akit Taraflar” deyimi, Topluluğu kuran Antlaşma’nın geçiş dönemi süresince Üye Devletler, bu dönemin bitiminden sonra Topluluk anlamına gelebilecektir.

FEDERAL ALMANYA CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ’NİN

BİLDİRİLERİ

1. Alman uyrukluların tanımı ile ilgili bildiri:

Federal Almanya Cumhuriyeti Temel Kanunu anlamında bütün Almanlar Federal Almanya Cumhuriyeti uyruğunda sayılır.

2. Anlaşma’nın Berlin’e uygulanmasına ilişkin bildiri:

Federal Almanya Cumhuriyeti Hükümeti’nce üç aylık bir süre içinde Akit Taraflar’a aksine bir bildiri de bulunmadıkça, Ortaklık Anlaşması Berlin Eyaletine de uygulanır.

Kaynak: Avrupa Birliği Genel Sekreterliği

Read more

Written by:

Comments (0) 13 Şubat 2017 /

Ankara Anlaşması Vizesiyle alakalı Londra Başkonsolosluğumuzun 20 Eylül 2016 tarihli basın duyurusu

Belgeler

ANKARA ANLAŞMASI KONUSUNDA LONDRA BAŞKONSOLOSLUĞUMUZUN 20 EYLÜL 2016 TARİHLİ BASIN DUYURUSU
Bu metin Türkiye Cumhuriyeti Londra Başkonsolosluğu’nun web sitesinden aynen alınmıştır.

Değerli Vatandaşlarımız,
Türkiye Cumhuriyeti Londra Başkonsolosluğu, Birleşik Krallık İçişleri Bakanlığı’nın (Home Office) Ankara Anlaşması başvurularından sorumlu ekibiyle yaklaşık altı aylık aralıklarla koordinasyon toplantıları gerçekleştirmektedir.
Ankara Anlaşması kapsamında yapılan başvurularla ilgili yaşanan sorunlar ve çözüm önerilerinin görüşüldüğü, gelişmelerin takip edildiği sözkonusu toplantılarda, karşılıklı bilgilendirmelerde bulunulmakta ve taraflar arasındaki eşgüdümün devam ettirilmesi amaçlanmaktadır.
Ankara Anlaşması başvurularının kabul edilmeye başlandığı ilk yıllardan itibaren başvurular, Birleşik Krallık İçişleri Bakanlığı’nın Sheffield Ofisi tarafından değerlendirilmekteydi. Ancak, 2014 yılı Ekim ayında bu görev Liverpool Ofisi’ne devredilmiştir. Liverpool ekibiyle vaktiyle yapılan görüşmelerde Ankara Anlaşmasının Türkiye ve Birleşik Krallık için önemi, sağladığı yararlar, başvurularda yaşanan sorunlar karşılıklı olarak dile getirilmiş ve çözüm yolunda önemli adımlar atılmıştır.
2016 yılının Şubat ayında yapılan koordinasyon toplantısı sonrasında Ankara Anlaşması başvurularının yeniden Sheffield’de değerlendirileceği bildirilmiştir. Bu doğrultuda, 2016 yılı Sonbahar Toplantısı görevin yeni tevdi edildiği Sheffield Ofisi’nde Başkonsolosluk Heyetimiz ile Birleşik Krallık İçişleri Bakanlığı Ankara Anlaşması Ekibi (“ECAA Team”) arasında 15 Eylül 2016 günü gerçekleştirilmiştir.
İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılma kararı almasıyla (Brexit) sonuçlanan referandum ve ardından yaşanan gelişmelerle Ankara Anlaşması konusunda endişelerin yoğunlaştığı bir dönemde, sözkonusu toplantı daha da önem kazanmıştır. Genel çerçevede, olağanüstü bir gelişme yaşanmadığı sürece İngiltere’nin AB’den yasal olarak çıkışı gerçekleşinceye kadar yapılan başvuruların “normal başvuru” olarak değerlendirmeye alınmasına devam edileceği görüşünün hakim olduğu anlaşılmaktadır.
Sözkonusu toplantı sırasında bilgilendirmede bulunan yetkililer, “Brexit” sonrası AB’den çıkış sürecinin şu anda Ankara Anlaşması’nı etkilemediğini, başvuruların normal prosedür içerisinde değerlendirilmesine devam edildiğini, garanti verememekle birlikte mevzuatta şu an için bir değişiklik öngörülmediğini ifade etmişlerdir.
Başvuruların değerlendirilmesinde “Brexit” ile bağlantılı bir yavaşlamanın sözkonusu olmadığını da belirten anılan yetkililer, başvuruların neticelenmesindeki yavaşlamanın çoğunlukla dosyaların tam ve düzgün olarak hazırlanmamış olmasından kaynaklandığını belirterek, başvuruların geç veya olumsuz sonuçlanmasının nedenlerinin başında gelen üç hususun vatandaşlarımıza duyurulmasının yararlı olacağını ifade etmişlerdir:
– Bu nedenlerden birincisi, iş kurmak için gerekli sermayenin başvuru sahibinin kendi adına olmamasıdır. Yetkililer hediye olarak verilmiş olsa dahi, sözkonusu kaynağın (“fund”) tamamen başvuru sahibinin kontrolünde ve kendi hesabında olması gerektiğini belirtmişlerdir. Sermayenin kişinin kendi hesabında olmamasının en çok rastlanan ret nedenlerinden biri olduğu, en son yayınlanan mevzuat güncellemelerinde açıklanmasına rağmen şahsen veya firmalar aracılığıyla gelen başvurularda bu hususa dikkat edilmediğinin gözlemlendiği öğrenilmiştir.
İkinci önemli husus ise, kendi namına (“self-employed”) çalışacak vatandaşlarımızın uzatma başvurularında geçici bilanço (“interim account”) vermeleri gerektiğidir. Vergi beyan döneminin son günü olan 31 Ocak öncesinde yapılan başvurularda, yıllık hesapların 31 Ocak itibariyle hazırlanacağı düşünülerek, başvurularla birlikte geçici bilanço dökümünün gönderilmediği, bunun da gecikmelere ve yetersiz görülen bilanço dökümleri nedeniyle başvuruların kabul edilmemesine neden olabildiği İngiliz yetkililerce hatırlatılmıştır.
Üçüncü önemli husus ise, ilk başvurularla birlikte teslim edilen banka hesap dökümlerinin ve diğer Türkçe evrakın yeminli tercümelerinin bulunmaması olarak belirtilmiştir. Normal koşullarda, teslim edilen yabancı dildeki tüm belgelerin onaylı İngilizce tercümelerinin gönderilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak şahsen veya firmalar aracılığıyla yapılan başvurularda başta banka hesap dökümleri olmak üzere zaman zaman tercümesi bulunmayan Türkçe belgelerin gönderildiği, bu durumun da değerlendirme sürecini yavaşlattığı yetkililerce ifade edilmiştir.
Sheffield Ofisi’nde yapılan toplantıda ayrıca aşağıda kayıtlı hususlar ele alınmıştır:
– Göçmenlik yasasında yapılan değişiklerle beraber 2015 yılında göçmenlik başvurularında “itiraz/temyiz hakkı” kaldırılmış, yerine “İdari İnceleme” (“Administrative Review”) uygulaması getirilmiştir. Bu uygulamayla, ilgili diğer tüm vize kategorileriyle birlikte, Ankara Anlaşması başvurularında ret cevabı alındığında karar mahkemeye götürülememekte, istenirse “İdari İnceleme” sürecinden geçmek zorunda kalınmaktadır.
Yine aynı kurum içerisinde bulunmasından dolayı şikayetçi olunan bu mekanizmayla ilgili olarak Birleşik Krallık yetkilileri, incelemelerin bağımsız bir ekip tarafından gerçekleştirildiğini vurgulayarak, idari incelemenin sonuçlarından memnun olunmaması durumunda konunun Yargısal İnceleme (“Judicial Review”) kapsamında da değerlendirilebileceği belirtmişlerdir.
– Öte yandan sözkonusu yetkililer, başvuru sahiplerinin konuyu “İdari İnceleme”ye taşımak yerine redde gerekçe olan eksikleri tamamlayarak yeni bir başvuru da yapabileceklerini (bu bağlamda Ankara Anlaşması başvurularından başvuru ücreti alınmadığını da hatırlatarak) ifade etmişlerdir.
– Ankara Anlaşması çerçevesindeki başvuru sahiplerinin eşlerinin sürekli oturuma başvurmadan önce eşleriyle 2 yıl birlikte yaşama zorunluluğu konusunda ise yetkililer Yargısal İnceleme (Judicial Review) kapsamında süren bir dava olduğunu, davanın 2016 yılı Ekim ayı içerisinde görüleceğini ve bu davanın bir değişiklik oluşturması halinde sonuçlarının önümüzdeki Kasım ayı içerisinde netlik kazanabileceğini bildirmişlerdir.
– 2015 yılı Nisan ayındaki mevzuat güncellemesinin ardından artık “Home Office” yetkililerinin Ankara Anlaşması başvurularında ilave evrak isteme yükümlülüğünün bulunmadığı, tüm başvuruların tam ve eksiksiz yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Sheffield Ofisi yetkilileri küçük eksikliklerden ötürü hemen ret verilmediğini, düzeltme talep edildiğini ve katı bir uygulamanın söz konusu olmadığını aktarmışlar ancak, bahsekonu güncelleme öncesinde olduğu gibi belgelerin büyük bir çoğunluğunun eksik gönderilmesinin başvuru sahiplerinin aleyhine sonuçlanabileceğinin altı çizmişlerdir.
– Ankara Anlaşması başvuruları neticesinde verilen oturum izinleri kesin olmamakla birlikte temayül olarak ilk aşamada 1 yıl, bilahare 3 yıl uzatma ve süresiz oturum şeklindedir. Ancak son zamanlarda normal şartlarda 3 yıl olması gereken uzatmaların yoğun şekilde 1 yıl olarak verildiğine yönelik şikayetlerin iletilmesi üzerine cevaben bu uygulamada esasen bir değişiklik olmadığı, 3 yıllık uzatma için verilen belgelerde eksiklik olması ya da ticari faaliyetin sağlıklılığına ilişkin belgelerin ikna edici bulunmaması durumunda 3 yıl yerine 1 yıllık uzatma verilmekte olduğu yanıtı alınmıştır. Ancak sözkonusu yetkililer başvuru sahiplerinin eksikliklerini tamamlayarak tekrar uzatma başvurusu yapmalarının önünün açık olduğunu vurgulamışlardır.
– Toplantıda İngiliz yetkililer, Sheffield Ofisi’nin mevcut idari yapısı ve iş yüküne bağlı olarak Ankara Anlaşması başvurularında en geç 6 ay içerisinde sonuç alınabileceğini, başvuru dosyasının karmaşıklığına göre nadir de olsa uzamaların olabileceğini fakat bu durumda başvuru sahiplerini mutlaka önceden bilgilendirileceklerini ifade etmişlerdir.
Başvuruların sonuçlandırılmasında azami süre 6 ay olmakla birlikte görüşülen yetkililer başvuruları çok daha erken sonuçlandırmaya gayret ettiklerini ancak bu konuda bir taahhütte bulunamayacaklarını kaydederek, bugün itibariyle bir Ankara Anlaşması başvurusunu yaklaşık 6 haftada sonuçlandırabildiklerini tarafımıza bildirmişlerdir.
Bu çerçevede, vatandaşlarımıza başvurularını eksiksiz bir şekilde hazırlamalarını, Türkçe evrakın tümünü İngilizce yeminli tercümeleriyle (Türkiye ya da İngiltere’de bulunan yeminli tercümanlarca çevrilip onaylanmış) birlikte teslim etmelerini ve işyerleri için sermaye olarak kullanacakları paralarını kendi hesaplarında bulundurmaya dikkat etmelerini tavsiye ederiz. Vatandaşlarımızın dosyalarının tam olması halinde başvurularının kabul ihtimali artacağından “İdari İnceleme” başvurusuna da gerek kalmamış olacaktır.
İngiltere İçişleri Bakanlığı’nın Ankara Anlaşması’ndan sorumlu yetkilileri ile önümüzdeki dönemde yapılacak koordinasyon toplantılarında aktarılmak üzere, vatandaşlarımız Ankara Anlaşması başvurularıyla ilgili olarak yaşadıkları genel sorunları doğrudan ya da varsa işlemlerini takip eden avukatlık firmaları aracılığıyla Başkonsolosluğumuz Hukuk Danışmanlığı’nın [email protected] e-posta adresine veya Çalışma ve Sosyal Güvenlik Müşavirliğimizin [email protected] adresine bildirebilirler.
Saygıyla duyurulur.

Read more

Written by:

Comments (0) 13 Şubat 2017 /

Ankara Anlaşması Vizesiyle ilgili Avrupa Toplulukları Adalet Divanı’nın 20 Eylül 2007 tarihli Tüm ve Darı Kararı

Belgeler

AVRUPA TOPLULUKLARI ADALET DİVANI’NIN 20 EYLÜL 2007 TARİHLİ TÜM VE DARI KARARI

Bu metin Yrd. Doç. Dr. Hacı Can’ın Türkiye Barolar Birliği Dergisi’nin 74. Sayısında yayınlanan ‘Avrupa Toplulukları Adalet Divanı’nın “Veli Tüm ve Mehmet Darı Kararı”na ait kısa bir değerlendirme’ başlıklı makalesinden alınmıştır.

VELİ TÜM VE MEHMET DARI / BİRLEŞİK KRALLIK DAVASI
Çev.: Hacı CAN

ADALET DİVANI KARARI

(İKİNCİ DAİRE) 20 Eylül 2007

“AET-Türkiye Ortaklık Anlaşması − Madde 41 fıkra 1 Katma Protokol
− Mevcut durumun kötüleştirilmemesi kuralı − Geçerlilik − Bir üye devletin, Katma Protokol’ün yürürlüğe girmesinden sonra kendi ülkesinde yerleşme serbestisini kullanmak isteyen Türk vatandaşlarının kabul edilmesine ilişkin yeni kısıtlamalar getiren hukuk kuralları“
House of Lords (Birleşik Krallık) tarafından

Veli Tüm, Mehmet Darı’nın Secretary of State for the Home Department
Karşı
The Queen davasında, (19 Ocak 2005 tarihinde Adalet Divanına ulaşan) 2 Aralık 2004 tarihli bir karar ile madde 234 AT’ye göre bir önkarar istemine ilişkin olarak sunulan C-16/05 sayılı davada

ADALET DİVANI (İkinci Daire)
Daire başkanı C.W.A. Timmermans
Yargıçlar
R. Schintgen (Raportör) ve J. Klučka
R. Silva de Lapuerta ve L. Bay Larsen’in katılımında,
Genel Savcı: L.A. Geelhoed,
Katip: K. Sztranv-Slwaiczek, genel sekreter, Yazılı yargılama ve 18 Mayıs 2006 tarihli duruşma nedeniyle,

N. Rogers ve J. Rothwell, Barristers ve ayrıca L. Baratt ve M. Kuddus, Solicitors tarafından temsil edilen Tüm ve Darı’nın,
– P. Saini, Barrister’in yardımında önce yetkili M. Bethell tarafından, sonra yetkili E. O’Neill tarafından temsil edilen Birleşik Krallık Hükümetinin,
– Yetkili C.M. Wissels tarafından temsil edilen Hollanda Hükümeti’nin,
– Yetkili R. Procházka tarafından temsil edilen Slovak Hükümeti’nin,
– Yetkililer C. O’Reilly und M. Wilderspin tarafından temsil edilen Avrupa Toplulukları Komisyonu’nun açıklamaları dikkate alınarak,
Genel Savcının nihai mütalasının 12 Eylül 2006 tarihli oturumda dinlenilmesinden sonra aşağıdaki kararı vermektedir.

1. Önkarar istemi, 23 Kasım 1970 tarihinde Brüksel’de imzalanan ve konseyin 19 Aralık 1972 tarih ve 2760/72 sayılı (AET) Tüzüğü’yle topluluk adına akdedilen, onaylanan ve tasdik edilen Katma Protokol’ün 41. Maddesinin 1. fıkrasının yorumlanmasına ilişkindir (ABl. L 293, R. 1, bundan sonra sadece Katma Protokol olarak değinilecek)

2. Bu istem, bir yanda Tüm ve Darı ve diğer yanda Secretary of State for the Home Department (İçişleri Bakanlığı, bundan sonra sade- ce Secretary of State olarak değinilecek) olmak üzere bunlar arasında cereyan eden ve Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı ülkesine bir işyeri kurmak amacıyla yerleşmek için davacıların yapmış oldukları ülkeye giriş izni başvurularını reddeden ve onların sadece geçici şekilde kabul edildikleri Birleşik Krallıktan sınır dışı edilmelerini hükme bağlayan kararlar yüzünden ortaya çıkan iki hukuki ihtilaf çerçevesinde sadır olmaktadır.

Hukuki Çerçeve
AET-Türkiye Ortaklık Sözleşmesi

3. Türkiye Cumhuriyeti bir yanda, AET üye devletleri ve topluluk diğer yanda olmak üzere bunlar tarafından 12 Eylül 1963 tarihinde Ankara’da imzalanan ve konseyin 23 Aralık 1963 tarih ve 64/732/AET sayılı kararıyla topluluk adına akdedilen, kabul ve tasdik edilen Avrupa Ekonomik Topluluğu ile Türkiye arasında bir ortaklığın kurulmasına dair Anlaşma (ABl. L 64, 217, S. 3685, bundan sonra sadece Ortaklık Anlaşması olarak değinilecek), 2. maddesinin 1. fıkrası gereğince şöyle amaca sahiptir: Türkiye ekonomisinin hızlandırılmış kalkınmasını ve Türk halkının çalıştırılma seviyesinin ve yaşama şartlarının yükseltilmek ve daha sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin topluluğa katılmasını kolaylaştırmak için (Ortaklık Anlaşması’nın dibacesinin 4 no’lu bendi ve 28. maddesi), işçilerin serbest dolaşımının kademeli şekilde kurulması (Ortaklık Anlaşması’nın 12. maddesi) ve yerleşme serbestisi (Ortaklık Anlaşması’nın 13. maddesi) ile hizmetlerin serbest dolaşımı (Ortaklık Anlaşması’nın 14. maddesi) kısıtlamalarının ortadan kaldırılması suretiyle, işgücü de dahil olmak üzere taraflar arasındaki ticari ve ekonomik ilişkileri aralıksız ve dengeli olarak güçlendirmeyi teşvik etmektir.

4. Bunun için Ortaklık Anlaşması, Türkiye Cumhuriyeti’ne ekonomisini topluluğun yardımlarıyla sağlamlaştırılmasını mümkün kılan bir hazırlık dönemini (Ortaklık Anlaşması’nın 3. maddesi), bir gümrük birliğinin kademeli şekilde kurulmasını ve ekonomi politikaların yakınlaştırılmasını güvence altına alan bir geçiş dönemini (Ortaklık Anlaşması’nın 4. maddesi) ve gümrük birliğine dayanan ve akit tarafların ekonomi politikalarının sıkı bir koordinasyonunu içeren bir son dönemi (Ortaklık Anlaşması’nın 5. maddesi) kapsamaktadır.

5. Ortaklık Anlaşması’nın 6. maddesi şöyle ifade etmektedir:
“Ortaklık rejiminin uygulanmasını ve gittikçe gelişmesini sağlamak için akit taraflar, anlaşma ile verilen görevlerin sınırları içinde eylemde bulunan bir Ortaklık Konseyi’nde toplanırlar.”

6. Ortaklık Anlaşması’nın (“Geçiş döneminin uygulanması”) başlıklı II. Kısımda yer alan 8. madde düzenlemektedir ki: “4. maddede anılan amaçların gerçekleşmesi için Ortaklık Konseyi, geçiş döneminin başlamasından önce ve Geçici Protokol’ün 1. maddesinde öngörülen usule göre, topluluğun kurulmasına dair antlaşmanın göz önüne alınması gereken münferit maddi alanlarına ilişkin hükümlerin uygulanma koşullarını, ayrıntılarını ve takvimini belirler. Bu husus, özellikle bu kısımda yer alan maddi alanlar ve yararlı olarak gözüken her türlü koruma önlemleri için geçerlidir.”
7. Ortaklık Anlaşması’nın 12 ila 14. maddeleri, aynı şekilde II. Kısım altında (“Ekonomik nitelikteki sair hükümler”) başlıklı 3. Bölümde yer almaktadır.

8. 12. madde öngörmektedir ki:
“Akit taraflar, aralarında serbest işçilerin serbest dolaşımını kademeli olarak gerçekleştirmek için, [48, 49 AT ve 50 AT] maddelerinden esinleneceklerini kararlaştırılar.”

9. 13. madde belirtmektedir ki:
“Akit taraflar, yerleşme serbestliği kısıtlamalarını aralarında kaldırmak için, [52 ilâ 56 AT ve 48 AT] maddelerinden esinleneceklerini kararlaştırırlar.”

10. 14. madde ifade etmektedir ki:
“Akit taraflar, hizmetlerin serbest dolaşımı kısıtlamalarını aralarında kaldırmak için, [45 EG, 46 EG und 48 EG bis 54 EG] maddelerinden esinleneceklerini kararlaştırırlar.”

11. Ortaklık Anlaşması’nın 22. maddesinin 1. fıkrası öngörmektedir ki:
“Anlaşma amaçlarının gerçekleştirilmesi için, Anlaşmanın öngördüğü hallerde Ortaklık Konseyinin karar alma yetkisine sahiptir. İki taraftan her biri, verilmiş kararların yerine getirilmesinin gerektirdiği tedbirleri almakla yükümlüdür…”

12. Kendi 62. maddesi gereğince Ortaklık Anlaşması’nın parçası olan Katma Protokol, 1. maddesinde anlaşmanın 4. maddesinde öngörülen geçiş döneminin koşullarını, ayrıntılarını ve zaman planını düzenlemektedir.

13. Katma Protokol’ün I. Bölümü “İşgücü” başlığına ve II. Bölümü ise “Yerleşme Hakkı, Hizmetler ve Ulaştırma” başlığına ilişkin olan bir Kısım II (“Serbest Dolaşım ve Hizmetlerin Dolaşımı”) içermektedir.

14. Katma Protokol’ün I. Bölümde yer alan 36. maddesi, topluluk üye devletleri ile Türkiye arasında işçilerin serbest dolaşımı, Ortaklık Anlaşması’nın 12. maddesinde yer alan ilkelere göre, anlaşmanın yürürlüğe girişinden sonraki onikinci yılın sonu ile yirmiikinci yılın sonu arasında kademeli olarak gerçekleştirilmesini ve Ortaklık Konseyi’nin bu konuda gerekli kuralları düzenleyeceğini öngörmektedir.

15. Katma Protokol’ün II. Bölüm’ünde yer alan 41. maddesi şöyle ifade etmektedir:
“(1) Akit taraflar, aralarında, yerleşme hakkı ve hizmetlerin serbest dolaşımına yeni kısıtlamalar getirmeyeceklerdir.

(2) Ortaklık Konseyi, Ortaklık Anlaşması’nın 13. ve 14. maddelerinde yer alan ilkelere uygun olarak, Akit tarafların yerleşme serbestisi ve hizmetlerin serbest dolaşımının kısıtlamalarını aralarında gitgide kaldırmalarında uygulanacak süreci ve ayrıntıları tespit eder.
Ortaklık Konseyi, değişik faaliyet dalları sürecini ve ayrıntılarını belirlerken Topluluğun bu alanlarda daha önceden çıkarmış olduğu hükümleri ve Türkiye’nin özel ekonomik ve sosyal durumunu gözetir. Sıra, süre ve usulleri, çeşitli faaliyet dalları için bu alanlarda Topluluğun daha önce koyduğu hükümleri ve Türkiye’nin ekonomik ve sosyal alanlardaki özel durumunu göz önüne alarak, tespit eder. Üretimin ve ticari dolaşımın gelişmesine özellikle katkıda bulunan faaliyetlere öncelik verilir.”

16. Ortaklık Anlaşması’yla getirilen, bir yandan Avrupa Birliği üye devlet hükümetleri ve Konseyi ve Avrupa Toplulukları Komisyonu üyelerinden, diğer yandan Türk Hükümeti üyelerinden oluşan Ortaklık Konseyi’nin (bundan sonra Ortaklık Konseyi olarak anılacak), şimdiye kadar Katma Protokol’ün 41. maddesinin 2. fıkrası temelinde hiçbir karar çıkarmamış olduğu sabittir.

17. Buna karşılık Ortaklık Konseyi, 19 Eylül 1980 tarihinde “Ortaklığın Geliştirilmesine” ilişkin 1/80 sayılı Kararı (bundan sonra: 1/80 sayılı karar) çıkarmıştır.

18. 1/80 sayılı kararın (“Sosyal Hükümler”) başlıklı II. Bölüm’ünde yer alan 13. maddesi şöyle ifade etmektedir:

“Topluluk üye devletleri ve Türkiye, ikametleri ve çalışmaları ülkelerinde usulüne uygun olan işçi ve aile bireyleri için işgücü pazarına giriş koşullarına yeni kısıtlamalar getiremezler.”

Ulusal Hukuk

19. 1971 tarihli Göç Yasası’nın Bölüm 11 (1), “Birleşik Krallıka” gi- rişi şöyle tanımlamaktadır:

“Bir gemi veya uçak ile Birleşik Krallığa gelen kimse, gemi veya uçaktan ayrılıncaya kadar bu Yasanın amaçları bakımından Birleşik Krallıka girmiş sayılmaz. Bir deniz veya hava limanında gemi veya uçaktan ayrılırsa, bir göç- menlik işleri memuru tarafından limanın bu amaçla belirlenen bir alanında bulunduğu sürece Birleşik Krallığa girmiş sayılmaz. Diğer bir şekilde Birleşik Krallıka girmemiş olan kimse, (…) tutuklanmış, geçici olarak kabul edilmiş olduğu veya geçici şekilde tutukluktan serbest bırakıldığı sürece ülkeye girmiş sayılmaz.”

20. Katma Protokol’ün Birleşik Krallıkta yürürlüğe giriş günü olan 1 Ocak 1973 tarihinde bir firmanın kurulması ve hizmetlerin getirilmesine geçerli olan önemli göç hükümleri Statement of Immigration Rules for Control on Entry (House of Commons Paper 509) içinde yer almaktaydı (bundan sonra sadece 1973 tarihli göç mevzuatı olarak değinilecek).

21. 1973 tarihli göç mevzuatının 30. fıkrası (“İş Adamları”) şöyle ifade etmekteydi:
“[Bir işyeri kurma amacıyla] bir ülkeye giriş iznini belgelendiremeyen, fakat muhtemelen aşağıdaki iki fıkradan birisinin koşullarını yerine getirebilen yolcular, en yüksek iki aylık bir süre için ve bu esnada kendilerine bağım- sız bir çalışma yasaklanmak suretiyle geçici olarak ülkeye kabul edilirler ve kendilerine durumlarını Home Office bildirmeleri talimatı verilir.”

22. 1973 tarihli göç mevzuatının 31. fıkrasına göre başvuran kişi, mevcut bir işe yatırım yapabilmek ve oluşacak zararlarda payını karşılayabilmek için yeterli mali araçlara sahip olmak zorundaydı. Bunun yanı sıra başvuranın özellikle kendisinin ve aile fertlerinin geçimini sağlamak durumunda olması ve firmanın işletilmesine aktif şekilde katılmış olması gerekmekteydi.

23. 1973 tarihli göç mevzuatının 32. fıkrası belirlemektedir ki:
“Başvuran kişi, bağımsız bir şekilde çalışmak için Birleşik Krallıkta yerleşmek isterse, işini kurmak için yeterli mali araçları ülkeye getireceğini, bununla kendisinin ve gerektiğinde aile bireylerinin bir çalışma izninin gerekli olduğu bir işyeri açmaya gerek kalmadan geçinebileceklerinin beklenebilir olduğunu ispat etmek zorundadır.”

24. Bu tarihten itibaren Birleşik Krallık, bir işin kurulması veya hizmetlerin getirilmesi için ülkeye giriş yapmak isteyen kişiler için git- tikçe daha katı göç kuralları getirmiştir.

25. Bu konuyla ilgili ayrıntılı kurallar, House of Commons tarafından 1994 yılında çıkarılan göç mevzuatının 1 Ekim 1994 tarihinden beri uygulanabilen, halen değişik bir metin içerisinde geçerli olan 201 ila 205. fıkralarında yer almaktadır. (Bundan sonra sadece 1994 tarihli göç mevzuatı olarak değinilecek).

26. Birleşik Krallıkta halen geçerli olan 1994 tarihli göç mevzuatının bu ülkede bağımsız bir uğraşıyı yerine getirmek için yerleşmek isteyen kişilerin vize başvurularının ele alınması söz konusu olduğu çerçevede 1973 tarihli göç mevzuatından daha katı olduğu tartışma- sızdır.

Ulusal Mahkemede Görülen Temel Dava ve Başvuru Soruları

27. Mahkemenin başvuru kararından, Tüm’ün Kasım 2001 tarihinde Almanya’dan ve Darı’nın Ekim 1998 tarihinde Fransa’dan itibaren deniz yoluyla Birleşik Krallıka gelmiş oldukları anlaşılmaktadır.

28. İltica başvurularının reddedilmesinden sonra, 15 Haziran 1990 tarihinde Dublin’de imzalanan “Avrupa Topluluklarını n Bir Üye Devletinde Sunulan İltica Dilekçesi İçin Yetkili Devletin Belirlenmesine” dair sözleşme (ABl. 1997, C 254, S. 1) uyarınca Tüm ve Darı’nın sınır dışı edilmelerine karar verilmiştir. Fakat karar yetkili ulusal resmi makamlar tarafından uygulanmamıştır. Böylece bu kişiler, Birleşik Krallığın ülkesinde halen kalmaya devam etmektedirler.

29. Tüm ve Darı, 1971 tarihli Göç Yasası’nın 11 (1) bölümü uyarınca her ikisine sadece ülkeye geçici kabul izni verilmiş olması, bunun Birleşik Krallık hukukuna göre bu üye devlete şekli bir giriş izniyle eşdeğer olmaması ve ayrıca bir çalışma yasağıyla bağlanması nedeniyle Birleşik Krallıkta bağımsız bir şekilde çalışmak amacıyla yerleşmek için bir giriş vizesine başvurmuşlardır.

30. Bu amaçla Ortaklık Anlaşması’na dayanmışlardır. Burada özellikle Katma Protokol’ün 41. maddesinin 1. fıkrası gereğince ev sahibi üye devlete giriş vize başvurularının Katma Protokol’ün Birleşik Krallıkta yürürlüğe giriş gününde, yani 1 Ocak 1973 tarihinde uygulanabilen ulusal göç mevzuatına göre değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmüşlerdir.

31. Fakat Secretary of State, Tüm ve Darı’nın başvurularını dilekçe tarihinde geçerli olan ulusal göç düzenlemesi nedeniyle reddetmiştir.

32. Tüm ve Darı, bu red kararlarına karşı yargı yoluna başvurmuşlardır. Başvurular, High Court of Justice (İngiltere & Galler), Queen’s Bench Division (Administrative Court) tarafından birlikte incelenmiş olup, 19 Kasım 2003 tarihli karar ile haklı bulunmuştur. Bu karar, Court of Appeal’in (İngiltere & Galler) (Civil Division) 24 Mayıs 2004 tarihli kararıyla esas itibariyle onaylanmıştır. Bu mahkemelerin görüşüne göre, her iki Türk vatandaşının durumunun hilekâr davranışlara dayanmadığı gibi kamu düzeni, kamu güvenliği ve toplum sağlığı gibi devletin haklı menfaatlerinin korunmasını da tehlikeye düşürmemektedir. Dolayısıyla söz konusu mahkemeler, davacıların, Katma Protokol’ün 41. maddesinin 1. fıkrasının mevcut durumun kötüleştirilmemesi kuralına dayanarak, Birleşik Krallıkta bir işyeri açmak amacıyla yerleşmek için yapmış oldukları ülkeye giriş başvurularının 1973 tarihli göç mevzuatına göre incelenmesini haklı olarak talep ede- bileceklerini tespit etmişlerdir.

33. Bunun üzerine Secretary of State, hukuki ihtilafların House of Lords’a gönderilmesi için yetkili hale gelmiştir.

34. House of Lords, ulusal yargıda görülen dava taraflarının, 41. maddenin 1. fıkrasında yer alan mevcut durumun kötüleştirilmemesi kuralının Birleşik Krallıkta yerleşme serbestinden faydalanmak iste- yen Türk vatandaşlarının ülkeye ilk kabul edilmesine ilişkin Birleşik Krallık düzenlemesine uygulanıp uygulanamayacağını tartıştıkları için yargılamayı durdurup, Adalet Divanına aşağıdaki soruyu ön karar için sunmuştur:

Katma Protokol’ün 41. maddesinin 1. fıkrası, bir üye devlete, protokolün bu üye devlette yürürlüğe girdiği günden itibaren ülkesinde bağımsız bir çalışma yapmak amacıyla yerleşmek isteyen bir Türk vatandaşına ülkesine giriş koşulları ve usulü bakımından yeni kısıtlamalar getirilmesini yasaklamakta olduğu yönünde yorumlanabilir mi?

Ön Karar Başvuru Sorularına İlişkin Olarak Adalet Divanı Önünde Yapılan Açıklamalar

35. Birleşik Krallık Hükümeti’nin görüşüne göre, Tüm ve Darı gibi bu üye devletin ülkesine asla şeklen girmemiş olan yabancılar, Katma Protokol’ün 41. maddesinin 1. fıkrasının mevcut durumun kötüleştirilmemesi kuralıyla getirilen garantilerden yararlanamazlar. Zira bu hükmün uygulanma alanı, 11 Mayıs 2000 tarihli Savaş kararının (C-37/98, Slg. 2000, I-2927) temel oluşturduğu davada söz konusu olan Türk vatandaşında olduğu gibi, bir üye devlete yasal olarak giriş yapan ve bunun sonucunda bir iş yeri kurmak için oraya yerleşmeye girişen yabancılara sınırlanmaktadır. Tüm ve Darı’nın Birleşik Krallığa giriş için şeklen usulüne uygun bir başvuru yapmış olmaları önem arz etmemektedir.

36. Dolayısıyla Birleşik Krallık, 1971 tarihli Göç Yasası’nın Bölüm 11 (1) anlamında Birleşik Krallıka giriş yapmamış olan ulusal yargıda görülen davalarda ilgili her iki Türk vatandaşları karşısında, özellikle diğerlerinin yanı sıra bir üye devletin ülkesinde yerleşme serbestisinden yararlanmak isteyen yabancıların geçerli bir giriş vizesine sahip olmalarını yeni koşul olarak düzenlemek suretiyle 1 Ocak 1973 tarihinde geçerli olan hükümlerden daha katı olan mevcut 1994 tarihli göç mevzuatını uygulamaya yetkilidir.

37. Birleşik Krallık Hükümeti, bu görüşünü Savaş kararına dayandırmaktadır. Savaş kararının 58 ila 68. paragraflarından ortaya çıkmaktadır ki; bir üye devlete kurallara uygun şekilde kabul edilmemiş olan bir kimse, Katma Protokol’ün 41. maddesinin 1. fıkrasında imtiyazlı kılınanlar çevresinin dışında kalmış sayılmak zorundadır. Çünkü bu hüküm, sadece yerleşme ve bununla bağlı ikamet koşullarını düzenlemektedir. Bu çerçevede, bir Türk vatandaşına Birleşik Krallıka ilk giriş vizesinin verilmesi kararı ile Birleşik Krallık ülkesinde daha önceden usulüne uygun şekilde kabul edilmiş olan bir Türk vatandaşına iş adamı olarak orada ikamet etmesini müsaade eden karar arasında önemli bir fark bulunmaktadır. Savaş kararında sadece, bir Türk vatandaşının bir üye devletin ülkesine yasal şekilde girmiş olduğunda ve gerçi bu hükme dayandığı günde bu devlette artık yasal şekilde bulunmadığında da Katma Protokol’ün 41. maddesinin 1. fıkrasında yer alan mevcut durumun kötüleştirilmemesi kuralına dayanabileceği saptanmıştır. Buna karşılık mevcut durumun kötüleştirilmemesi kuralı, Türk vatandaşının ilk defa bir giriş vizesine başvurduğu zaman uygulanamaz. Türkiye Cumhuriyeti’nin Avrupa Birliği üye devleti olmadığı sürece bu soru, münferit üye devletlerin münhasır yetkilerinde kalmaya devam edecektir (bu anlamda krş. özellikle Savaş kararının 58. paragrafına).

38. İhtiyaten Birleşik Krallık Hükümeti, Katma Protokol’ün iltica başvurusu reddedilen ve 15 Haziran 1990 tarihli Dublin Sözleşmesi’ne göre diğer bir üye devlete sınır dışı edilebilen ilticacı kişiye haklar verilmesini amaçlamadığını ileri sürmektedir. Bu nedenle, Birleşik Krallıkta iltica hakkı tanınmamış olan Tüm ve Darı gibi aynı durumda bulunan Türk vatandaşlarının, Katma Protokol’de öngörülen avantajların her birinden mahrum olduklarını, diğer her yorumun hukukun istismar edilmesine yol açabileceğini ifade etmektedir.

39. Hollanda Hükümeti, duruşmada esas itibariyle Birleşik Krallık Hükümeti gibi aynı görüşü savunmuştur.

40. Tüm ve Darı, mevcut durumun kötüleştirilmemesi kurallının bizzat kendilerine yerleşme veya ikamet veya bu ülkeye giriş hakkını vermediğini ve böyle haklara ilişkin ihtilafların ilgili üye devletin ulu- sal hukukuna göre değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmektedirler. Ancak görüşlerine göre, bu kuralın uygulanma alanı yalnızca yerleşme ve ikamet koşullarını değil, aynı zamanda tutarlı bir şekilde bununla doğrudan bağlantılı olan koşulları, yani Türk vatandaşlarının ev sahibi üye devletin ülkesine giriş koşullarını da kapsamaktadır. Bu nedenle, Birleşik Krallıkta bağımsız şekilde bir uğraşının yerine getirilmesi amacıyla bir giriş vizesi başvurusu, 1 Ocak 1973 tarihinde geçerli olan- dan daha katı olmayan göç mevzuatına göre değerlendirilmelidir.

41. Tüm ve Darı, görüşlerini dayandırmak için özellikle şunları ifade etmektedirler:

– Önceki yorum, Ortaklık Anlaşması ve Katma Protokol’ün yerleş- me serbestisi kısıtlamalarının tedricen giderilmesi amacına uymaktadır.
– Adalet Divanı’nın topluluk hukukuna ilişkin yorumuna göre yerleşme serbestisi, hem bir üye devletin ülkesine giriş koşullarına, hem de yerleşme hakkının kullanılmasının zorunlu tamamlanması olarak bu bölgedeki ikamet koşullarını kapsamaktadır (bu anlamda krş. diğerlerinin yanı sıra 8 Nisan 1976 tarihli Royer kararının 50. paragrafı, Rs. 48/75, Slg. 1976; 12 Aralık 1990 tarihli Kaefer ve Procacci kararının 15. paragrafı, verb. Rs. C-100/89 ve C-101/89, Slg. 1990, I-4647 ve 27 Eylül 2001 tarihli Barkoci ve Malik kararının 44, 50, 58 ve 83. paragrafları, Rs. C-257/99, Slg. 2001, I-6557); Katma Protokol’ün 41. maddesinin 1. fıkrasında yer alan mevcut durumun kötüleştirilmemesi kuralının, özellikle Ortaklık Anlaşması’nın 13. maddesinde konulan amacın dikkate alındığında bu şekilde anlaşılmaması için bir neden bulunmamaktadır.
– Mevcut durumun kötüleştirilmemesi kuralı, üye devletlere Türk vatandaşlarının ülkelerine girişini zorlaştırmalarına veya hatta tama- men imkânsız kılmalarına müsaade edildiğinde içeriğini boşaltmış ve her pratik geçerliliğini kaybetmiş olurdu. Çünkü o zaman mevcut statünün güvence altına alınmasının yerleşme ve/veya ikamet koşulları açısından pratik bir önemi olmayacaktı.
– Ne söz konusu mevcut durumun kötüleştirilmemesi kuralı, ne de -daha genel olarak- AET/Türkiye ortaklığına ilişkin kurallar, bu kuralın sadece ikamet ve yerleşme serbestileri koşullarına geçerli olduğunu, fakat giriş koşullarını kapsamadığına ilişkin dayanak noktalarını içermektedirler. Katma Protokol’ün 41. maddesindeki mevcut durumun kötüleştirilmemesi kuralının ve 1/80 sayılı kararın 13. maddesinde yer alan işçiler için geçerli olan benzer kuralın farklı lafızları, bunun bir göstergesidir. Kaldı ki, Adalet Divanı’nın ilgili içtihatları genel olarak geçerlidir.

42. Tüm ve Darı, yaklaşımlarının ayrıca Savaş kararıyla tasdik edilmiş olduğunu görmektedirler. Bu kararın sonucu olarak anılan mevcut durumun kötüleştirilmemesi kurallarından ilkinin on bir yıl boyunca hukuka aykırı şekilde Birleşik Krallıkta bulunan bir kimseye uygulanabilirken, kendileri bizzat Birleşik Krallıka usulüne uygun şekilde bir giriş için vizeye başvurmuşlardı. Adalet Divanı’nın, savaşın başarılı bir şekilde bu kurala dayanabileceğini ve dolayısıyla başvurusunun 1973 tarihli mevzuattan daha katı olmayan ulusal hükümlerin temelinde karara bağlanmak zorunda olduğunu saptamıştır.

43. Nihayet Katma Protokol’ün 41. maddesinin 1. fıkrasının durumlarına uygulanabilir olup olmadığı sorusunun cevaplandırılması, iltica dilekçelerinin reddedilmiş olmasıyla bağlı değildir.

44. Slovak Hükümeti ve Avrupa Toplulukları Komisyonu, ana hatlarıyla Tüm ve Darı tarafından savunulan yoruma katılmaktadırlar.

Adalet Divanının Cevabı

45. Gönderen mahkemenin sorusunun cevaplandırılması için, Tüm ve Darı’nın, bu kararın 29. paragrafında saptanmış olduğu gibi, 1971 tarihli Göç Yasası’nın 11 (1) maddesi gereğince Birleşik Krallığın ülkesine girmemiş olduklarının kabul edildiğinin hatırlatılması gerekir. Çünkü onlara bu üye devlete bir giriş izninin bulunmamakla birlikte geçici olarak verilen fiili kabul, ilgili ulusal düzenlemeye göre bu üye devlete gerçek bir giriş iznine eşdeğer değildir.

46. Bu bağlamda tartışma götürmemektedir ki, Katma Protokol’ün 41. maddesinin 1. fıkrası üye devletlerde doğrudan bir etkiye sahiptir ve böylece uygulanabilir olduğu Türk vatandaşları, iç hukukun çelişen kurallarının uygulanmasını ortadan kaldırmak için ulusal mahkemeler önünde kendilerine verdiği haklara dayanabilirler. Zira bu hüküm, açık, belirgin ve koşullara bağlanmamış seçik bir mevcut durumun kötüleştirilmemesi kuralını içermektedir. Nitekim akit tarafların hukuken bariz bir hareketsiz kalma yükümlülüğünü kurmaktadır (krş. Savaş kararı, 46 ila 54 paragraflar ve 71. paragrafın ikinci bendi ve 21 Ekim 2003 tarih ve C-317/01 ve C-369/01 sayılı Abatay ve diğerleri kararının 58 ve 59. paragraflar ve 117. paragrafın ilk bendi, Slg. 2003, I-12301).

47. Bunun ötesinde sabittir ki, Katma Protokol’ün 41. Maddesinin 1. fıkrasının Türk vatandaşlarının Ortaklık Anlaşması gereğince yerleşme serbestisinden yararlanmak istedikleri bir üye devlete ilk defa kabul edilmesine uygulanabilir olduğunun kabul edilmesi altında, Secretary of State’nin Tüm ve Darı’nın başvuruları hakkında ona dayanarak karar verdiği göç mevzuatı, Katma Protokol’ün bu hükmü anlamında “yeni bir kısıtlama” getirmektedir. Çünkü ulusal yargıda görülen davanın tarafları arasında tartışma götürmemektedir ki, 1 Ekim 1994 tarihinden itibaren uygulanabilir olan bu ulusal mevzuat, Türk vatandaşlarının Birleşik Krallığa girişlerinin Katma Protokol’ün Birleşik Krallıkta yürürlüğe girdiği günde, yani 1 Ocak 1973 tarihinde geçerli olan mevzuattan daha katı maddi ve/veya usulü koşullara tabi olmasını amaçlamakta, en azından da ortaya çıkmasını sağlamaktadır.

48. 41. maddenin 1. fıkrasında yer alan mevcut durumun kötüleştirilmemesi kuralının maddi geçerlilik alanının belirlenmesinde dikkat edilmelidir ki; bu kural, lafzına göre de diğerlerinde olduğu gibi “yerleşme serbestisinin” yeni kısıtlamalarını yasaklamaktadır.

49. Bu çerçevede Adalet Divanı’nın içtihatlarından, bu mevcut durumun kötüleştirilmemesi kuralının bir üye devleti bir Türk vatandaşının kendi ülkesinde yerleşmeyi ve bununla ortaya çıkan ikametini Katma Protokol’ün orada yürürlüğe girdiği tarihte geçerli olan koşullardan daha katı koşullara tabi tutulmasını amaçlayan veya sonucu olan yeni önlemler çıkarmasından men etmekte olduğu çıkmaktadır (krş. Savaş kararının 69. paragrafı ve Abatay ve diğerleri kararının 66. paragrafı).

50. Bu içtihatın Türk vatandaşlarının ev sahibi üye devletin ülkesi- ne ilk defa kabul edilmesine ilişkin olduğu açık değildir.

51. Zaten Adalet Divanı, hem Savaş kararında ve hem de Abatay ve diğerleri kararında bunun hakkında karar vermek zorunda değildi. Çünkü hem Bay Savaş, hem de Abatay ve diğerleri kararının temel oluşturduğu davalarda yer alan tır sürücüleri, ilgili ulusal düzenlemeye göre verilmiş olan vizeler nedeniyle söz konusu üye devletlere kabul edilmişlerdi.

52. Katma Protokol’ün 41. maddesinin 1. fıkrasında mevcut durumun kötüleştirilmemesi kuralının önemi açısından ayrıca içtihattan, ne bu kuralın ne de onu içeren hükmün, kendiliğinden bir Türk vatandaşına bir yerleşme hakkını ve buna bağlı şekilde doğrudan Topluluk hukukundan çıkan ikamet hakkını sağlayabileceği sonucu çıkmaktadır (krş. Savaş kararının 64. paragrafı ve 61. paragrafının üçüncü bendi ve Abatay ve diğerleri kararının 62. paragrafı). Bu, bir Türk vatandaşının bir üye devletinin ülkesine ilk girişi için de geçerlidir.

53. Fakat bu içtihada göre böyle bir mevcut durumun kötüleştiril- memesi kuralının, Türk vatandaşlarının bir üye devlete yerleşmesini Katma Protokol’ün orada yürürlüğe girdiği tarihte bu kişiler için geçerli olanlardan daha katı kurallara tabi tutulmasını amaçlayan veya sonucu olan yeni önlemlerin getirilmesini yasakladığı yönünde olduğu anlaşılmaktadır. (krş. Savaş kararının 69, 70. paragraflar ve 71. paragrafın dördüncü bendi ve Abatay ve diğerleri kararının 66. paragrafı ve 117. paragrafın ikinci bendi).

54. Böylece Katma Protokol’ün 41. maddesinin 1. fıkrasından, Türk vatandaşlarına bir üye devletin ülkesine giriş hakkının verilmek zorunda olduğu çıkmamaktadır. Çünkü böyle bir pozitif hak, hâlihazırda geçerli olan topluluk hukukundan çıkarılamaz, aksine ulusal hukuka tabi olmaya devam etmektedir.

55. Dolayısıyla Katma Protokol’ün 41. maddesinin 1. fıkrasında yer aldığı gibi bir mevcut durumun kötüleştirilmemesi kuralı, yerine geçtiği ilgili maddi hukuku uygulanmaz durumuna getiren maddi bir kural etkisine sahip değildir, aksine pratik olarak bu üye devlette yerleşme serbestisinden faydalanmak isteyen bir Türk vatandaşının durumunu bir üye devlet mevzuatının hangi hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiğini zamansal bir açıdan düzenleyen bir usulü kural teşkil etmektedir.

56. O halde, Birleşik Krallık Hükümeti’nin öne sürdüğü, ulusal yargıdaki davaların davacılarının görüşünün, Adalet Divanı tarafın- dan yerleşik içtihatta yorumlanmış olduğu üzere üye devletlerin göç konularına münhasır yetkili olduğu ilkesinin kabul edilemez bir ihlaline yol açtığı açıklamasının reddedilmesi gerekmektedir.

57. Her ne kadar Adalet Divanı’nın yerleşik içtihatlarına göre bir Türk vatandaşının bir üye devlete ilk kabul edilmesi hususu topluluk hukukunun hâlihazırdaki durumu karşısında kural olarak yalnızca bu devletin iç hukukuna tabi olsa da (krş. Savaş kararının 58 ve 65. paragrafları ve Abatay ve diğerleri kararı, 63 ve 65. paragraflar); Adalet Divanı, bu saptamayla sadece Katma Protokol’ün 41. maddesinin 1. fıkrasında yer alan mevcut durumun kötüleştirilmemesi kuralının kendi başına bir Türk vatandaşına yerleşme serbestisi alanında belirli pozitif haklar verip veremeyeceği sorusunu olumsuz yönde cevaplandırmak istemiştir (Savaş kararının 58 ila 67. paragraflar ve Abatay ve diğerleri kararının 62 ila 65. paragraflar).

58. Öte yandan mevcut durumun kötüleştirilmemesi kuralı, üye devletlerin ulusal göç politikalarının düzenlenmesine ilişkin ilkesel yetkilerini tartışmaya açmamaktadır. Zira böyle bir kuralın yürürlüğe girişinden itibaren onunla bu devlete bu alandaki eylem alanını belirli derecede sınırlandırıldığı bir hareketsiz kalma yükümlülüğünü yüklediği durumu, bu yolla yabancılar hukukuna ilişkin egemen yetkilerinin özünde dokunulmuş olduğunun kabul edilmesine olanak vermemektedir (bununla ilgili olarak krş. 16. Mayıs 2006 ve C-372/04 sayılı Watts kararının 121. paragrafı, Slg. 2006, I-4325).

59. Savaş kararına göre bir Türk vatandaşının bir üye devlete ancak usulüne uygun şekilde girmiş olması halinde bu mevcut durumun kötüleştirilmemesi kuralına dayanabileceğine ve bu durumda ev sahibi üye devletteki ikametinin yerleşme başvurusu yapıldığı sırada hukuka uygun olup olmadığının önem taşımadığına, buna karşılık mevcut durumun kötüleştirilmemesi kuralının bir Türk vatandaşının bir üye devletin ülkesine ilk girişi bakımından uygulanacak koşullar için geçerli olmadığına ilişkin Birleşik Krallık Hükümeti’nin görüşü, reddedilmesi gerekmektedir.

60. Bunun için saptanmalıdır ki; Katma Protokol’ün 41. maddesinin 1. fıkrası, genel olarak diğerlerin yanı sıra “yerleşme serbestisi”nin yeni kısıtlamalarına ilişkindir ve uygulanma alanını, 1/80 sayılı Kararın 13. Maddesinin de olduğu gibi belirli özel açıları kendisi tarafından kabul edilen koruma alanından istisna tutma suretiyle sınırlamamaktadır.

61. Eklenmelidir ki; Katma Protokol’ün 41. maddesinin 1. fıkrası, devlet içi mercilere belirli bir zaman noktasında mevcut olan koşulların zorlaştırılmasıyla bu serbesti için yeni engeller getirilmesine ilişkin mutlak yasağını yükleyerek, üye devletler ile Türkiye Cumhuriyeti arasında yerleşme serbestisinin kademeli şekilde kurulmasının uygun koşullarını yaratılmasına yönelmektedir –böylece yerleşme serbesti- sinin bu kademeli gerçekleştirilmesinin koşulları zorlaştırılmamaktadır.– Katma Protokol’ün 41. maddesinin 1. fıkrası, bununla Ortaklık Anlaşması’nın 13. maddesinin gerekli tamamlanması olarak çıkmaktadır. Onun çerçevesinde yerleşme serbestisinin devlet içi kısıtlamalarının kademeli giderilmesi için vazgeçilemez önkoşulunu oluşturmaktadır (Abatay ve diğerleri kararının 68 ve 72. paragrafları). Her ne kadar bu serbestliğin kademeli kurulmasının ilk dönemi esnasında yerleşme serbestisi alanında mevcut devlet içi kısıtlamalar hâlâ muhafaza edilebilseler de (Bununla ilgili olarak krş. 23 Mart 1983 ve 77/82 sayılı Peskeloglou kararının 13. paragrafı, Slg. 1983, 1085 ve Abatay diğerleri kararının 81. paragrafı), bu serbestinin kademeli bir şekilde getirilmesini fazladan engelleyebilecek yeni bir engel getirilmeyeceğine dikkat edilmelidir.

62. Fakat Ortaklık Konseyi, akit tarafların yerleşme serbestisinin mevcut kısıtlamalarının Ortaklık Anlaşması’nın 13. maddesinin ilkelerine göre etkin bir şekilde kaldırmaları yönünde şimdiye kadar Katma Protokol’ün 41. maddesinin 1. fıkrası temelinde hiçbir önlem almamıştır. Bundan başka, Adalet Divanının içtihadına göre bu hükümlerin ne biri ne de diğeri doğrudan bir etkiye sahiptir (Savaş kararının 45. paragrafı).

63. O halde, Katma Protokol’ün 41. maddesinin 1. fıkrasında yer alan mevcut durumun kötüleştirilmemesi kuralının, Ortaklık Anlaşması kapsamında yer alan yerleşme serbestisinden faydalanmak isteyen Türk vatandaşlarının bir üye devlete ilk kabul edilmelerine uygulanacak mevzuat için de geçerli olduğu esas alınmalıdır.

64. Birleşik Krallıkın, diğer her aksi yorumun sonunda kandırıcı veya istismar edici davranışların bir desteklenmesine yol açacağı için, ulusal yargıda görülen davadaki davacılar gibi sınırdışı edilen iltica arayan kişilerin Katma Protokol’ün 41. maddesinin 1. fıkrasına dayanmalarının engellendiğine ilişkin destekleyici argümanına ilişkin olarak söylenmelidir ki; yerleşik içtihada göre hak sahibi yurttaşlar, bunu kandırma veya istismar etme düşüncesiyle yaptıklarında topluluk hu- kukuna dayanamazlar ve ulusal mahkemeler, somut olayda ilgilinin istismar veya kandırmaya yönelik davranışlarını objektif koşullar temelinde dikkate alarak, gerektiğinde onlara topluluk hukukunun ileri sürülen hükümlerinden çıkan avantajı reddebileceklerdir (krş. diğerlerinin yanı sıra 9 Mart 1999 tarih ve C-212/97 sayılı Centros kararının 25. paragrafı, Slg. 1999, I-1459).

65. Fakat ulusal yargıda görülen davalarda, mahkeme tarafından Adalet Divanı’na sunulan belgelerden sadır olmaktadır ki, halihazırda House of Lords’da görülen davaların maddi konuları üzerinde daha önceden karar vermiş olan mahkemeler, Tüm ve Darı’nın aleyhine kandırmaya yönelik hiçbir eylemin isnat edilemediğini ve burada kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı gibi korunması gerekli haklı devlet menfaatlerinin de söz konusun olmadığını açıkça saptamışlardır (krş. bu kararın 32. paragrafını).

66. Şu da var ki, Adalet Divanı önünde ulusal yargıda görülen davaların davacılarının Katma Protokol’ün 41. maddesinin 1. fıkrasının mevcut durumun kötüleştirilmemesi kuralının uygulanmasına yalnızca topluluk hukukunda öngörülen avantajlara istismar edici bir şekilde elde etmek için dayanmış olduklarının kabul edildiği somut bir biçimde ortaya konulmamıştır.

67. Bu koşullar altında, Tüm ve Darı’nın Birleşik Krallıka giriş için başvuru yapmadan önce, yerleşme serbestisinden faydalanmak amacıyla iltica başvurusu yapmış olmalarının ve bu başvurunun bu üye devletin yetkili makamları tarafından reddedilmiş olmasının içinde bir istismar ve dolandırıcılık görülemez.

68. Katma Protokol’ün 41. maddesinin 1. fıkrası, uygulanma alanını bu resmi makamlar tarafından mülteci/sığınmacı statüsü verilmeyen Türk vatandaşları karşısında bir sınırlandırılmasını da içermemektedir. Dolayısıyla Tüm ve Darı’nın iltica başvurularının reddedilmesi, bu hükmün ulusal yargıda görülen davalarda uygulanabilir olup olmadığının hükme bağlanması için tamamen önemsiz kalmaktadır.

69. Tüm bunlardan sonra ön karar başvuru sorusu şöyle cevaplandırılmalıdır: Katma Protokol’ün 41. maddesinin 1. fıkrası, Katma Protokol’ün ilgili üye devlette yürürlüğe giriş tarihinden itibaren bu devlette bağımsız bir şekilde çalışmak amacıyla yerleşmek isteyen Türk vatandaşlarının bu devletin ülkesine ilk defa kabul edilmesine ilişkin maddi ve/veya usulü koşulları ilgilendiren kısıtlamalar da dahil olmak üzere yerleşme serbestisinin kullanılmasına ilişkin yeni kısıtlamalar getirilmesini yasakladığı yönünde yorumlanmalıdır.

Masraflar

70. Bu dava, ulusal yargıda görülen davanın tarafları için gönderen mahkemede derdest olan hukuki ihtilafta bir ara ihtilaftır. Bu nedenle, masraflara ilişkin karar bu mahkemenin konusudur. Diğer katılanların Adalet Divanı önünde yapmış oldukları açıklamalara ilişkin masraflar geri ödenebilir değildir.

71. Bu nedenler dolayısıyla Adalet Divanı (İkinci Daire), aşağıdaki hükmü kabul etmiştir:
“23 Kasım 1970 tarihinde Brüksel’de imzalanan ve 19 Aralık 1972 tarih ve 2760/72/ sayılı AET) Konsey Tüzüğü ile Topluluk adına akdedilen, kabul ve tasdik edilen Katma Protokol’ün 41. maddesinin 1. fıkrası, Katma Protokol’ün ilgili üye devlette yürürlüğe giriş tarihinden itibaren, bu devlette bağımsız bir şekilde çalışmak amacıyla yerleşmek isteyen Türk vatandaşlarının bu devletin ülkesine ilk defa kabul edilmesine ilişkin maddi ve/veya usulü koşulları ilgilendiren kısıtlamalar da dahil olmak üzere, yerleşme serbestisinin kullanılmasına ilişkin yeni kısıtlamaların getirilmesini yasakladığı yönünde yorumlanmalıdır.”

İmzalar

Read more

Written by:

Comments (0) 13 Şubat 2017 /